Emlak&Konut

Dost mu, düşman mı?

Yaşamımız için önemli minerallerden biri olan tuzun bilinçli tüketilmesi gerekiyor. Çünkü vücuttaki fazlalığı hipertansiyondan kalp-damar hastalıklarına kadar birçok rahatsızlığın ortaya çıkmasına yol açıyor.

Hayatın oluşumunda ve devamlılığında tuz büyük önem taşıyor. Ancak doğru miktarlarda tüketilmesi önem taşıyor. Aksi halde dostumuz olan tuz, düşmanımız olabiliyor. Vücudun su dengesini sağlamada önemli role sahip olan bu mineralin aşırı tüketilmesi başta kalp-damar hastalıkları ve hipertansiyon olmak üzere, pek çok hastalığa davetiye çıkarıyor. Bu noktada ailelere, yeni neslin tuz kullanım alışkanlığını henüz bebeklik döneminde sınırlandırması tavsiye ediliyor.

Günde 18 gram tuz tüketiyoruz
Mutfaklarımızda kullandığımız klasik sofra tuzunun diğer adı ‘sodyum klorür.’ Bunun yüzde 60’ını klor, yüzde 40’ını ise sodyum oluşturuyor. Yüzde 60’ı su olan vücudumuzun su dengesini tuz sağlıyor. Ancak gerektiğinden fazla alınan her gram tuz, dengeyi bozuyor. Medical Park Göztepe Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Semiha Kaplan, günlük tüketilmesi önerilen tuz miktarının 0,5-5 gram düzeyinde olması gerektiğini belirterek; “Günlük alınan tuzun yaklaşık 3/4’ü işlenmiş gıdalardan sağlanırken, kalanı masada yemeğe eklenen tuzdan geliyor. Vücudun gereksinim duyduğundan daha fazla tuz tüketilmesi ise başta hipertansiyon ve damar sertliği olmak üzere, bunlara bağlı birçok kalp ve damar hastalığına yol açıyor. Öte yandan yapılan araştırmalar, Türkiye’de kişi başına tuz tüketiminin günlük 18 gram civarında olduğunu gösteriyor” diyor.

Uzmanlar; pişirme sırasında iyot kaybı olacağından, tuzun yemeklere pişirme sonrası eklenmesi gerektiğini belirtiyor.

Tuzun hayatımıza olan etkisi çocukluk yaşlarına dayanıyor. Damak zevkimiz ise bu dönemde ailemizin de etkisiyle şekilleniyor. Çocukları bebeklikten itibaren az tuzlu bir beslenmeyle eğitmenin, gelecekte tuzun neden olabileceği hipertansiyon ve kalp hastalıklarından korunmaya yardımcı olabileceğini belirten Dr. Kaplan, şöyle devam ediyor: “Bu konuda kesin bir süre vermek çok doğru olmasa da şu bir gerçek ki kalp-damar hastalıkları ve hipertansiyon açısından var olan önemli risk faktörlerinden biri de aşırı tuz tüketimi. Söz konusu hastalıklar, beraberinde böbrek hastalıklarını da getiriyor. Diğer önemli hastalıklar ise mide kanseri gelişimi, böbrek taşı, kemik erimesi (osteoporoz) astım atakları ve beyin damar hastalıkları olarak sıralanıyor.”

7 adımda tuz tüketiminizi azaltın
• Taze sebze ve meyve tüketiminizi artırın. Fast food tüketiminizi azaltın, mümkünse hiç yemeyin.
• Alışveriş yaparken aldığınız ürünlerin tuz oranına dikkat edin.
• Tuz oranı yüksek olan kavrulmuş kuruyemişleri değil, taze olanları tüketin.
• Yemeklerinizi tuzu aratmayacak nane, kekik, maydanoz, dereotu, fesleğen gibi taze baharatlar ile lezzetlendirin.
• Tuz oranı yüksek olan turşu, ketçap, mayonez, zeytin, tuzlu peynir gibi gıdaları tüketirken dikkatli olun.
• Patates, pancar, muz, kuru fasulye gibi potasyum yönünden yüksek gıdaların tüketimini artırın. Ancak bazı kişiler için fazla potasyum tüketiminin zararlı olabileceğini unutmayın. Özellikle böbrek rahatsızlığı veya farklı sağlık sorunlarınız varsa tuz yerine geçen maddeleri kullanmadan önce doktorunuza danışın.
• Tuz tüketimini aniden değil, azaltarak bitirin.

 

Yeşim Kara

Yorum yap

Takip Edin!