Emlak&Konut

İftar sofralarını serinleten lezzetler

İftar sofralarında su ve çayın yanı sıra ayran, limonata, şerbet, hoşaf, şıra gibi içimizi serinleten lezzetler menüye dahil oluyor.

Sıcak yaz günlerinde artan günlük su ihtiyacımızı karşılamak, bizleri serinletmek ve damaklarımızı tatlandırmak üzere erik, dut, kiraz, kavun, limon, kayısı, şeftali, vişne gibi yaz meyveleri, Ramazan boyunca iftar ve sahur sofralarımızda, yaz ayları boyunca da tüm öğünlerde yerlerini alıyor.

Limonata, Ayran, Hoşaf…

Yaz sıcaklarına denk gelen Ramazan ayında, iftar soframızda içimizi serinleten lezzetleri şöyle bir düşündüm. Gazlı, kolalı hazır içeceklerden önce ev yapımı hoşaflar, limonatalar, ayran, meyve suları geldi aklıma. Ben de evimde sıkça limonata yapar, neredeyse taze ve kuru tüm meyvelerden hoşaf, komposto ve birtakım içecekler hazırlarım. Sık sık naneli, dereotlu ayran çırpıp cam sürahiyle buzdolabında hazır bulundururum. Yazla birlikte bollaşan ve özlemle yediğimiz kavun, karpuz, kiraz, şeftali gibi taze meyveler sofralarımızı süslerken, bunaltan sıcaklarda gün boyu içimizi serinleten içeceklerin başında limonata ve ayran geliyor.

Ramazan ayı yaz günlerine denk geldiğinde de işte bu içimizi serinleten nimetler iftar ve sahur sofralarımızda değişik şekillerde yerlerini alıyorlar. Çorbayla başlayan iftar menüsünde ana yemekle beraber mutlaka pilav da olur. Pilav da yanına hoşaf ister, ayran, cacık ister. Börek varsa limonata veya üzüm şırası çok yakışır.
Gelelim içimizi nasıl serinleteceğimize… Zamanı geldiğinde bollaşan ve özlemle yediğimiz bu meyveler sofralarımızı süslerken gün boyu bunaltan sıcaklarda da serinletenler içecekler oluyor. En başta limonata. İçindeki ferahlatan nane yaprakları ve limonun doğal serinliği ile limonatamızdan bir yudum alıp serin bir ‘oh’ çekiyoruz. İçecek sanayi geliştikçe evlerde bir gelenek halinde devam eden hoşaf, komposto, şerbet, şurup hatta ayran yapımı giderek terk edildi. Son zamanlarda ise geleneksel lezzetlerimize bir geri dönüş var. Yavaş yavaş dışarda yemek yediğimiz mekanlarda üzüm şırası, şerbet ve limonata çeşitleri sunulmaya başlandı. Market raflarına baktığımızda da çeşit çeşit limonatalar, nar, elma, mandalina, portakal, üzüm sularını görüyoruz. Meyveli soğuk çaylar, meyve aromalı gazozlar, maden suları, mineralli sular, kefir, ayran çeşitleri… Anlayacağınız yok yok.

Rengiyle, aromasıyla, tadıyla gayet hoş olan bu meyveli içeceklerin bizi serinletmekle kalmayıp Ramazan süresince vücudumuzda eksilen su, vitamin, mineraller ve şekerin yerine konmasında da çok büyük önemi var. Tuzlu ayranı da mutlaka tüketmek lazım. Yazın çok terlediğimizde kaybettiğimiz mineralleri tekrar vücuda kazandırmak ve serinleten güzel bir lezzetle damağımızı da keyiflendirmek için ayranla maden suyunu yarı yarıya karıştırıp içine biraz da nane yaprağı eklemenizi tavsiye ederim.
Çilek, dut, karpuz, kavun, şeftali, kiraz, kayısı… Derken ağustos güzelleri incir, üzüm, vişne de katılacak aralarına. Karadut, böğürtlen, ahududu, vişne, yaban mersini, mürdüm eriği, hepsi birer şifa kaynağı. Taze meyvelerin yanı sıra mürver, iğde çiçeği, limon çiçeği, gül yaprakları, gelincik, menekşe gibi çiçeklerin de şerbetleri, şurupları yapılır. Osmanlı mutfağının en kıymetli içecekleri çiçeklerden yapılmış, karanfil, tarçın gibi baharat çeşitleriyle kokulandırılıp tatlandırılmış olan şuruplar ve şerbetlerdi. Bu içecekleri özel iftar menüsü hazırlamış olan Ali Güler Osmanlı Mutfağı, Hacı Abdullah, Ramazan Bingöl Et Lokantası gibi İstanbul’daki mekanlarda bulmak mümkün… Taze meyvelerle kuru meyvelerin bir arada kullanıldığı hoşaflar, özellikle Ramazan ayında iftar sofralarından eksik olmazdı. Bizim ailede halen hoşaf ve şerbet geleneği devam eder. Bu sene haziran ayına denk gelen Ramazan’da iftar sofralarında özellikle pilavların ve böreklerin yanında bu içeceklere daha çok ihtiyaç duyulacak. Evde kolay bir hoşaf hazırlamak isterseniz mevsimin taze meyveleri ile kuru üzüm, kuru kayısı, kuru erik gibi birkaç çeşit meyveyi karışık olarak bir tencereye alıp içine arzu ettiğiniz miktarda şeker, bir parça kabuk tarçın ve 2 diş karanfil ekleyip 10 dakika kaynatın. Soğuyunca buzdolabında bekletin. İftar sofralarınız bereketli olsun. Hayırlı Ramazan’lar.

Yıldıray Gökkaya

Yorum yap

Takip Edin!