Emlak&Konut

Adını kahraman halkından alan Gaziantep

Türkiye’nin altıncı, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin ise en büyük kenti olan Gaziantep; nüfusu, ekonomik potansiyeli, kültürel zenginlikleri, tarihi dokusu ve zengin mutfağı ile Türkiye’nin gözde illerinden…

Anadolu’nun ilk yerleşim alanlarından biri olan Gaziantep, uygarlıkların doğduğu Mezopotamya ile Akdeniz arasında yer alır. Bölgede bulunan Sakçagözü, Zincirli ve Zeugma gibi yerleşim yerleri Gaziantep’in tarih öncesi çağlardaki gelişimine tanıklık etmiştir.

Gaziantep; Paleolitik, Neolitik, Kalkolitik, Tunç, Hitit, Hurri-Mitanni, Asur, Pers, Büyük İskender, Selevkoslar Krallığı, Roma, Bizans, Selçuklu, Memluklar, Dulkadiroğluları ve Osmanlı dönemlerine ait izleri-eserleri günümüze kadar taşımıştır. Tarihi İpek Yolu’nun buradan geçmiş olmasından dolayı uygarlıkların uğrak yeri olmuş, tarihin her döneminde kültür ve ticaret merkezi olma özelliğini korumuştur. Gaziantep’te bulunan tarihi eserlerin çeşitliliği kentin kültürel zenginliğinin bir göstergesidir. Antep, Bizans kaynaklarında en erken 12. yy olarak tarihlenmektedir. Haçlı seferleri sırasında ise Antep’ten ‘Hantap’ olarak bahsedilir.
Memluk Sultanı Baybars’ın 1277’de Moğollar’a karşı düzenlediği Anadolu seferi sırasında Antep, Memluklu hakimiyetine girmiştir. 1390 yılında Dulkadiroğulları ordusu Antep’e gelmiş, şehri yağmalamış fakat kuşatamamıştır. Antep 1400 yılında Besni ile beraber Timur tarafından alınmış, şehir büyük ölçüde yıkıma uğramıştır. Daha sonra Antep, Dulkadiroğluları’nın yönetimi altına girmiştir. 1480 yılında Alauddevle Bozkurt Bey’in başa geçmesinden sonra Osmanlı ile Dulkadiroğluları Beyliği arasındaki ilişkiler gelişmiş, Antep istikrarlı bir dönem yaşamıştır. Sonrasında Memluklar, Antep’i ele geçirmişlerdir. Yavuz Sultan Selim’in Mercidabık ve Ridaniye zaferlerinden sonra 1516’te Antep, Osmanlı yönetimi altına girmiştir.

Kurtuluş Savaşı Dönemi

10 ay 9 gün boyunca düşmana karşı kadını, erkeği, büyüğü, küçüğü ile mücadele veren şehir, 8 Şubat 1921’de ‘Gazi’ unvanını almıştır. 25 Aralık 1921 yılında, düşman işgalinden kurtulan Gaziantep Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte hızla gelişmeye devam etmiştir. Bugün tarihi, kültürel değerleri, birbirinden lezzetli Antep yemeklerini barındıran mutfağı, beş organize sanayi bölgesi, şehirlerarası ve uluslararası bağlantı yolları ile bölgenin en önemli kentlerinden biri olan Gaziantep, her yıl binlerce turist çekiyor. Gaziantep, eski ve halk arasındaki adıyla Antep, Türkiye’nin bir ili ve en kalabalık sekizinci şehri. 2016 sayımına göre 1.974.836 nüfusa sahiptir.

10 ay 9 gün boyunca düşmana karşı kadını, erkeği, büyüğü, küçüğü ile mücadele veren şehir, 8 Şubat 1921’de ‘Gazi’ unvanını almıştır. 25 Aralık 1921 yılında, düşman işgalinden kurtulan Gaziantep Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte hızla gelişmeye devam etmiştir.

Bölgede genellikle dalgalı ve engebeli araziler yaygın görülür. Güneyde Hatay ve Osmaniye sınırını oluşturan Amanos (Nur) Dağları yer alır. Burada tepeler 1527 metreye kadar yükselir. İlin diğer dağlık kısmı ise bir yandan Nur Dağları’na paralel, İslahiye ilçesi ile Kilis ili arasında, güneyde Suriye’den başlayıp kuzeyde Kahramanmaraş sınırına ulaşmakta, diğer yandan ise ilin kuzey sınırını Kahramanmaraş ve Adıyaman sınırı boyunca, doğuda Fırat Nehri’ne kadar uzanmaktadır.

Antep’in Gaziantep olma süreci

I. Dünya Savaşı’nın ardından kuşatılan Antep’te halk büyük kahramanlık örneği göstererek kendi güçleri ve azimleri ile Fransızları topraklarından kovmuşlardır. Kurtuluş mücadelesi sonrası Atatürk bu kahramanlığa kayıtsız kalmamış ve meclise Antep’e Gazi unvanı verilmesini önermiştir. 1921 senesinde Antep, Gazi unvanını alarak Gaziantep olmuştur. 600 yıl üstüne düşman gölgesi düşmemiş Antep bir sabah Fransızlar işgaline uyanır. Halkın elinde ne yiyecek bir yemek ne de savaşacak bir silah vardır.

Antepliler son güçleri ile köylerde kasabalardaki son insanları ile bağımsızlıkları ve özgürlükleri için savaşmaktadırlar. 10 ay süren destansı savunma zaferle sonuçlanana kadar devam eder. Antep’in ilk çocuk şehidi düşman askerlerinin sarkıntılık ettiği annesini korumak isterken göğsünden süngülenen 14 yaşındaki Kamil’dir. Antep’in Şehitkamil ilçesi bu çocuğun adını taşımaktadır.

Tarihi Gaziantep Evleri

Tarihi Gaziantep Evleri; yüksek duvarlar arkasında, dış mekanlardan mümkün olduğunca soyutlanmış Avlu’ya (Hayat) dönük yapılardır. Evlerin ikinci katında sokağa yapılan konsol çıkıntılarına cumba denir. Dışı metalle kaplanan bu tür yapılar cumbalı ev olarak da adlandırılır. Evin ana girişi sokaktan hayata girişle sağlanır. Hayat etrafında ocaklık (mutfak), hazna (kiler), hela gibi mekanlar yer alır. Evler tek, iki ve üç katlı olarak inşa edilmiştir. Genelde iki katlı evler hakimdir. İçe dönük yaşam tarzında kadınların gün boyu evde oluşları ve yaşamın özellikle yazları sürekli hayatta geçmesi nedeniyle buraya önem verilmiştir.

Avlu tabanında genellikle işlemeli taşlar kullanılmıştır. Hayat çevresinde ise, çiçeklikler, genellikle ortasında da Gane adı verilen havuz bulunmaktadır. Evin üst katlarına dıştan merdivenlerle ulaşılır. Sofa etrafında sıralanmış çoğu zaman eyvanlı odalar yer alır. Yörede eyvan adı verilen bu bölümün üst tarafı kapalı olup, ön yüzü avluya bakar. Sıcak yaz günlerinde gölgeli bir mekandır. Sofaya açılan odalar çok işlevli özelliğe sahip mekanlardır. Bu odalar yeme, yatma, oturma gibi günlük yaşamı içeren fonksiyonlara cevap verecek biçimde inşa edilmiştir.

Hatta eşik dediğimiz girişte yıkanma işlevi dahi gerçekleşmektedir. Odada yatakların yerleştirildiği döşeklik, yemek kapları için kübbiye adı verilen dolap nişleri yer almaktadır. Bunlar nacar denen ahşap işçiliğine sahiptir. Bu odalardan bina dışına da yansıyan, merdivenlerle çatı arasına çıkılan bölümler vardır. Önceleri toprak çatı olan mekanlar, daha sonra yerlerini alaturka kiremite bırakmıştır. Çatı altları havalandırmanın iyi olması nedeniyle kiler olarak da kullanılmaktadır. Genelde tavanlar ahşap kalaslar üzerine geçerken bir kısmı da bağdadi sıvaya geçmiştir. Bunların üzerine boya ve resimlerle, tavan süslemeleri yapılmıştır.

Cephelerde genellikle sosyal yaşam şekillerinden oluşan fonksiyonların yansıması vardır. Örneğin mahremiyeti sağlamak için zemin katlarda sokağa bakan pencere açılmamıştır ve tamamen hayata yönelmiştir. Üst katlarda, yola bakan büyük kafes pencereler bulunmaktadır. Tüm pencerelerin üzerinde ışık ve hava sağlayan kuştağası vardır. Kuştağaları aynı zamanda güvercin ve kuşların da barındığı yerlerdir. Bazı pencereler ev sahiplerinin dini görüşünü de yansıtmaktadır. Örneğin gayrimüslim evlerinde haçvari pencerelere rastlanmaktadır. Pencereler hava ve ışık ihtiyacını karşılamanın yanı sıra, görsel açıdan da binaların süsü konumundadır. Taş cinsleri olarak kıymık, minare kayası, havara taşı ve karataş kullanılmıştır. Karataşlar genellikle hayat süslemelerinde kullanılır. Evlerin altında bulunan mahzene, hazna adı verilir. Hazneler genellikle kiler amaçlı olarak kullanılır. Soğuk mahaller olan bu bölüm, yiyeceklerin saklanması için iyi bir mekandır.

Gaziantep’te buraları mutlaka görün
Zeugma Mozaik Müzesi

Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi hem mimari kompleksi hem içinde yer alan eserleri açısından dünyanın en önemli müzeleri arasında bulunur.
30 bin metrekarelik Gaziantep Eski Tekel Fabrikası, arazisi üzerine kurulan Müze Binası, 3 adet bina topluluğundan oluşan kompleks bir yapıya sahiptir. İdari birimler ve 3500 metrekare oturum alanı olan ve 3 kattan oluşan yaklaşık 7.075 metrekarelik sergi salonları bulunmaktadır.
İki bin yıllık mozaiklerin yıllar içinde define avcılarının talanıyla eksilen parçaları, lazer sistemiyle görüntü olarak tamamlanmaktadır. Zeugma’daki mozaikler on üç renk armonisinden oluşur. Üç blok olarak inşa edilen Zeugma Mozaik Müzesi, mozaik ve arkeoloji müzeleriyle sergi ve konferans salonu olarak hizmet vermektedir. Müzede Zeugma’dan gelen mozaikler sergileniyor. Dünyaca ünlü ‘Çingene Kızı’ mozaiği de burada sergilenmektedir.

Gaziantep Kalesi

Gaziantep Kalesi, Türkiye’de ayakta kalabilen kaleler arasında, gerek ihtişamı ve heybetiyle, gerekse gizemli tarihiyle ayrı bir yer tutar. Alleben Deresi’nin güney kenarında, yaklaşık 25 metre yükseklikte hemen herkesin dikkatini çeken bir tepe üzerindedir.
Gaziantep Kalesi’nin ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı hususunda kesin bir bilgi bulunmamakla birlikte tarihi günümüzden 6000 yıl geçmişe, kalkolitik döneme kadar giden bir höyük üzerinde kurulduğu, MS 2-3. yüzyıllarda ise kale ve çevresinde ‘Theban’ isimli küçük bir kentin olduğu bilinmektedir. Asıl kale kapısından girince, kalenin iç kesimlerine ve üstüne doğru açılan iki yol vardır. Sola açılan yoldan, kalenin üst kısmına ulaşılır. İç kesimlerine doğru devam eden yoldan ise; galeri, dehliz ve kale odalarına ulaşılır. Kalede ana kütle altında ise bir su kaynağı bulunmaktadır.
1989 yılından bu yana Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Gaziantep İl Özel İdare Müdürlüğü tarafından tahsis edilen ödenekler ile aralıklı yapılan kazı ve restorasyon çalışmaları ile kalenin çevresi belirlenmiş, koruma duvarı yapılmış, çıkış yolu islah edilerek, taş döşenmiş, sur bedenleri onarılarak yükseltilmiş, ana kapılar aslına uygun olarak yapılmış ve diğer kapı girişleri, demir parmaklıklarla kapatılarak, tehlikeli durumdan kurtarılmıştır. Bu çalışmaların teknik aşamaları ise Gaziantep Arkeoloji Müzesi tarafından yürütülmüştür.

Rumkale

Gaziantep, Yavuzeli ilçesinin Kasaba Köyü’nün yakınında bulunan Rumkale; Merzimen Çayı’nın Fırat Nehri ile birleştiği yerde, dik kayalar üzerindedir. Rumkale’ye Kasaba Köyü’nden ve Halfeti’den teknelerle kolaylıkla ulaşılmaktadır. Antik dönemden günümüze kadar Şitamrat, Kal-a Rhomayta, Hromklay, Ranculat, Kal-at el Rum ve Rumkale gibi birçok isimle adlandırılmıştır.
Rumkale Fırat ve Merzimen kıyılarından itibaren dimdik yükselen sarp kayalıklarla çevrili yüksek bir tepe üstüne kurulmuştur. 1838 de Rumkale’yi ziyaret eden Moltke’ye ‘kayalığın nerede bittiğini, insan eserinin nerede başladığını söyleyebilmek çok zor’ dedirtecek kadar doğayla uyumlu bir mimaridir.

Bayazhan Gaziantep Kent Müzesi

Bayaz Ahmet Efendi tarafından 1909 yılında yaptırılmış olan Bayazhan’ın mülkiyeti 2005 yılında Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne geçmiştir. Belediyenin yapmış olduğu görüşmeler neticesinde TOKİ tarafından restorasyonu tamamlanmıştır. Gaziantep’i her yönü ile anlatan ve çeşitli güzelliklerini tek mekânda seyrettirmeyi amaçlayan müze ziyaretçilerine Gaziantep hakkında geniş bilgiler sunmaktadır.

Yesemek Açık Hava Müzesi

Yesemek Açık Hava Müzesi İslahiye ilçesine 23 km uzaklıktaki yamaç üzerinde bulunmaktadır. Yesemek Heykel yapım Atölyesi ilk kez Hitit döneminde I. Şuppilluma zamanında (MÖ1375-1335) işletmeye açılmış ve yöredeki yerli halk Huriler burada çalıştırılmıştır.
Yesemek 100 dönümlük bir alan üzerinde kurulmuş bir heykel yapım atölyesidir. Burada yapılacak heykeller önce bazalt bloklardan parçalar halinde ayrılır. Bunun için de bazalt blokları içerisinde oyuklar açılmakta, içlerine kuru ağaçlar yerleştirildikten sonra üzerlerine su dökülmektedir. Böylece şişen ağaçlar bazalt blok taşların birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır. Günümüzde Yesemek Açık Hava Müzesi’nde 300’ün üzerinde yontu taslağı sergilenmektedir. Ayrıca burada sfenksler, aslanlar, çeşitli tanrılar, hayvanlar ve mimari parçalar da bulunmaktadır.

Gaziantep Savaş Müzesi

Şahinbey Belediyesi tarafından hazırlanan Gaziantep Savaş Müzesi; Şehreküstü’nde Şehitler Parkı’nın yanında, 12 odalı tarihi binada hizmet veriyor. Şehitlerimizin ilk defnedildikleri yerde; Esenbek Camii haziresindeki Antep Harbi Şehitliği’nin yanında yükselen müze, işgale karşı, şehir halkının verdiği mücadeleyi anlatıyor.
Gaziantep Savunması’na dair belgelerin kronolojik sırayla anlatıldığı, tarihi binada, İngiliz ve Fransızlara ait silah parçaları, şehir halkının kullandığı tabanca, av tüfeği, kılıç, kama, et satırı, kazma, kürek ve nacaklarla şehitlere ait birçok eşya sergileniyor.

Hasan Süzer Etnoğrafya Müzesi

Bey Mahallesi’nde bulunan tarihi bir binada yer alan müze, binası 1985 yılında çok harap bir vaziyette iken satın alıp restorasyonu tamamlandıktan sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağışlayan iş adamı Hasan Süzer’in adını taşıyor. Bu müze eskiden Gaziantep’ te yaşayan insanların kullandıkları eşyaları ve yaşayış şekillerini iyi bir şekilde anlatmaktadır.

Emine Göğüş Gaziantep Mutfak Müzesi

Gaziantep Kalesi’nin güneyinde bulunan 1909 yılında inşaatı tamamlanan Göğüş Konağı, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından 2008 yılında restore edilerek Türkiye’nin ilk ve tek mutfak müzesi, Emine Göğüş Gaziantep Mutfak Müzesi olarak açıldı. Emine Göğüş Gaziantep Mutfak Müzesi’nde Gaziantep’in geleneksel mutfak kültürü tanıtılmaktadır. Gaziantep Mutfağı’nda kullanılan mutfak malzemeleri, tabak, bardak, çatal – kaşık, servis tabakları, bakır eşyalar, sahanlar, sefer tasları özel vitrinlerde sergilenmektedir.

Medusa Cam Müzesi

Müze Gaziantep Kalesi’nin yakınlarına inşa edilmiş olup, Türkiye’nin ilk özel cam eserler müzesidir. Müze binası, tarihi bir Antep Evidir. Müze daha çok Roma, Bizans ve İslam döneminden eserlere ev sahipliği yapmaktadır.

Ömer Ersoy Kültür Merkezi

Aziz Bedros Kilisesi, Gaziantep’te bulunan tarihi bir kilisedir. Kilise, ulaşılan kaynaklara göre 1723 yılında inşa edilmiştir. 2005 yılında, belediyenin yol açma çalışmaları esnasında ortaya çıkmıştır. Şimdi ise kilise, Ömer Ersoy Kültür Merkezi adı altında bir müzeye dönüştürülmüştür. Gaziantep’te, yol çalışması sırasında tesadüf eseri gün ışığına çıkarılan 450 yıllık bir geçmişi vardır.

Büyük Paşa Hamamı

Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılan hamam, 9 basamaklı ve sivri kemerli bir kapıdan oluşan girişe sahiptir. Hamamın ilk giriş yeri olan soğukluk kare planlı olup, ortasında aydınlatma fenerinin bulunduğu kubbe ile örtülüdür. Soyunma kısmından helâların olduğu koridordan ılıklığa geçilir. Ilıklık, kare planlı olup karşılıklı iki eyvandan oluşur. Ilıklıktan sıcaklık bölümüne geçilir, sıcaklık merkezi mekânın ortasına denk gelen sekiz köşeli göbek taşının çevresinde sıralanan sekiz eyvan ve iki halvetten oluşmaktadır. Su deposu ve külhan sıcaklığın devamında yer almaktadır. Büyük Paşa hamamı günümüzde özgün işlevine devam etmektedir.

Mutfakların şahı Gaziantep Mutfağı

Gaziantep Baklavası

Gaziantep deyince akla ilk gelen şüphesiz ‘Antep Baklavası’dır. Özelliği içinde bolca Antep fıstığı bulunmasıdır… Ülkedeki birçok baklava çeşidi arasında kendi ismini baklavaya verecek kadar ünlü bir lezzete sahiptir.

Küşleme Kebabı

Küşleme yağsız ve sinirsiz olarak çıkarılır. Bu yüzden yumuşaktır. Her ette olduğu gibi dinlenmiş küşlemenin, herhangi bir terbiye, sos işlemine gerek kalmadan hafif tuzlanarak mangal veya ızgarada da pişirilir. Pişirilmeden önce tüm etler çeşidine göre süt, limon, yoğurt, sarımsak ve bir kısım baharatlarla harmanlanıp, terbiyeli bir şekilde dinlendirilir. Doğru pişirme yöntemi uygulandığında ağızda dağılan bir lezzete kavuşur.

Beyran

Kuzu gerdanları 45 dakika düdüklü tencerede haşlayın. Pişen etleri kemiklerinden ayırın ve suyunu bir tencereye alın. Haşlanan etlerin suyunda pirinçleri pişirin.
Tereyağını eritin, sarımsakları soteleyip salçayı ve isterseniz pul biberi ekleyin. Sos kıvamı alana kadar pişirin. Pişen pirinçlerin içine ayıklanan etleri ve hazırladığınız sosu döküp, bir taşım kaynatın ve servis edin.

Simit kebabı

Kebaplarıyla da meşhur Gaziantep’te birçok kebap çeşidi bulunuyor. Simit kebabı da Gaziantep’in en bilinen yemeklerinden bir tanesidir. Yoğrulan bulgur ve kıymanın iyice içine soğan, Antep ve çam fıstığı koyulur. Gaziantep’te köftelik ince bulgura simit denir. İstenirse içine kuru nane ve sarımsak yerine mevsim tazeleri de kullanılabilir. İsteyenler kebabı fırında da pişirebilir.

Firik

Gaziantep yöresinde taraftarı bol olan firik, buğdayın henüz süt halindeyken toplanıp çeşitli işlemlerden geçirilmiş haline denir. Kıymalı yapılırsa; kıyma ve soğan kavrulur salça, baharat, tuz, su, bulgur ve firik ilave edilerek pişirilir.
Buğday başakları olgunlaşmadan kesilir ve kabukları yakılır. Suyunu çekip göz göz olunca ateşten alınır. Kalan yağ kızdırılarak yüzüne gezdirilir. Üzerine peçete örtülür ve kapak kapatılarak 20 dakika demlendirilir.

Kerebiç

Küçük bezeler yapıp içli köfte şeklinde oyuluyor. İçine Antep fıstığı ve toz şeker doldurarak kapatılıyor ve yumurta şeklini verip çatalla üzeri çizilerek fırına veriliyor. 15 dakika piştikten sonra servise hazır hale geliyor.

Katmer

Tatlı konusunda Gaziantep’in eline su dökebilecek bir şehir daha yoktur! Katmer için İncecik açılmış hamurun içine Antep fıstığı, kaymak ve şeker doldurularak fırına veriliyor. İsteyen üzerine biraz da kaymak koyuyor. Üstü de Antep fıstığıyla süsleniyor.

Pirpirim aşı

Semizotları ayıklanıp küçük küçük doğranır. Semizotu ve soğan 1 tatlı kaşığı tuzla ovulur, bir tencereye aktarılır, üzerine rende domates, yıkanmış pirinç, küçük doğranmış sivri biber, sıvıyağ, suyla eritilmiş salça konur, karıştırılır. Kısık ateşte 20 dakika pişirilir. Afiyet olsun.


Yorum yap

Takip Edin!