Emlak&Konut

Turizm cenneti Muğla

Türkiye’nin turizm cenneti Muğla, her yıl 3,5 milyona yakın turiste ev sahipliği yaparak ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlıyor.

Topraklarının büyük kısmı Ege Bölgesi’nde olan Muğla’nın küçük bir kısmı da Akdeniz Bölgesi’nde yer alıyor. Her iki denize de kıyısı olan bir Güney Ege ili olan Muğla, kuzeyinde Aydın, kuzeydoğusunda Denizli ve Burdur, doğusunda Antalya ile komşu; güneyinde Akdeniz ve batısında ise Ege Denizi ile çevrili. Ayrıca toplam uzunluğu 1.500 km’ye yaklaşan deniz kıyıları ile Muğla, Türkiye’nin en uzun sahil şeridine sahip ili.

Akdeniz iklimi etkisinde olan Muğla’da maksimum-minimum sıcaklık değerleri, nemlilik, yağış miktarı ve hakim rüzgar yönleri yerel coğrafi koşullara göre değişir. Metrekareye 1.000 mm’den fazla yağış alan Muğla, orman oranı bakımından Türkiye’nin en zengin olan illerinden bir tanesidir. Ancak, yağışların büyük çoğunluğu kış mevsiminde düşer ve yaz kuraklığı belirgindir.

Muğla ekonomisini büyük ölçüde turizm ve tarım karşılar. Enerji ve madencilik tesisleri de bir diger dikkat çeken ekonomik faaliyetlerdir. Bodrum, Marmaris ve Fethiye gibi dünyaca ünlü destinasyonlarında bir nevi uluslararası marka haline gelmiş Datça, Köyceğiz, Milas, Seydikemer gibi ilçelere sahip olan Muğla, Dalyan, Ölüdeniz, Kayaköy, Akyaka, Saklıkent, Kelebekler Vadisi, Sedir Adası gibi seçkin turizm alternatiflerine sahip.

1.500 km’ye varan kıyı şeridi ve mavi bayraklı plajları ile tam bir turizm cenneti olan Muğla’daki turizm sektörü, yıllık ortalama 3,5 milyona yakın yabancı turist ile on binlerce kişiye istihdam olanağı yanı sıra, doğrudan ve dolaylı alışveriş içinde olduğu diğer sektörlere ticaret hacmi oluşturmakta ve önemli miktarda döviz geliri sağlamaktadır.

Muğla’nın tarımsal ürünleri de çeşitlidir. Özellikle Marmaris çam balı ile ünlü olup ‘Dünya Çam Balı Üretiminin Başkenti’ olarak bilinir. Ülkemizde üretilen çam balının yüzde 90’ı bölgeden sağlanmaktadır. Deniz Kültür Balıkçılığı üretiminde Türkiye’de birinci sırada olan ilde, zeytincilik de gelişmiş olup, yağlık zeytin alanında Türkiye’de ikinci sıradadır. Ortaca, Fethiye, Dalaman ve Dalyan ilçelerinde ise yaygın bir şekilde narenciye tarımı (portakal, limon, mandalina, greyfurt) yapılmaktadır.

Ulaşım olanakları açısından da zengin bir altyapıya sahip olan Muğla, Dalaman Havalimanı ve Milas-Bodrum Havalimanı ile iki ayrı havalimanına, Bodrum’da Bodrum, Turgutreis, Yalıkavak ve Mantarburnu Limanları; Marmaris’te Marmaris ve Bozburun Limanları; Milas’ta Güllük Limanı; Fethiye Limanı ve Datça Limanı olmak üzere de toplam 9 liman ve deniz hudut kapısına sahip.

İzmir’e hemen hemen günün her saatinde; İstanbul’a sabahtan gece yarısına kadar birçok saatte; Antalya, Aydın, Denizli gibi komşu illere günün birçok saatinde; başta Ankara olmak üzere yurdun birçok yöresine ise her gün çok sayıda otobüs seferleri bulunuyor.

Ülkemizde üretilen çam balının %90’ı Marmaris’ten sağlanmaktadır.

Tarihi
Bölgeyle birlikte Muğla tarihinin de MÖ 3.000’li yıllara kadar uzandığı bilinmektedir. Bölgeye, ilk çağlarda Karyalılar yerleştiği için – MÖ 3.400 yıllarında gelen kavimlere önderlik etmiş ‘Kar’ isimli bir komutandan esinlenerek – Karya (Caria) adı verildiğine dair bazı kaynaklarda bilgiler mevcuttur.

Bu bölgeye ilk yerleşenlerin Hititler olduğu, ilin bilinen tarihinin Hititler ile başladığı ve bu bölgeye Lugga adını verdiklerinden söz edilmektedir. Antik Çağ’da Anadolu coğrafyasında devlet kurmuş önemli uygarlıklardan biri olan Hititler veya Etiler’in MÖ 2.000 yıllarında Anadolu’ya göç ederek yerli Hatti beylikleri üzerinde hakimiyet kurdukları bilinmektedir. Muğla’da ilk yerleşimin Karyalılar’a kadar geriye gittiği söylenebilir.

Bugünkü coğrafyada kuzeyde Söke, Aydın, Nazilli üzerinden başlayıp güneyde Dalaman Çayı’nın denize döküldüğü yerde biten bölge, çağlar boyunca Karya (Caria) olarak anılmış; kuzeyde Lidya (Lydia), güneyde Likya (Lycia) ve Anadolu içlerinde de Frigya (Phrygia) hükümdarlığı altındaki bölgelere komşu olmuştur.

Türk Egemenliği Öncesi
MÖ 2.000 sonlarından itibaren Güneybatı Anadolu’da varlıkları bilinen ve Karya uygarlığını kurmuş kavim olan Karyalılar’ın başkentleri başlangıçta Mylasa (Milas) iken, MÖ 4. yüzyılda Mausolus tarafından Halikarnas’a (Bodrum) taşınmış, ancak Mylasa önemini korumuştur. Yaklaşık olarak bugünkü Büyük Menderes Nehri ile Dalaman Çayı arasındaki bölgeye denk gelen yayılma alanlarında çok sayıda köy ve mezra türü yerleşimin bir araya gelerek oluşturduğu federasyonlar etrafında örgütlenmişlerdir.

Yaklaşık olarak MÖ 1.150’den MÖ 545’e kadar bağımsızlığını muhafaza eden Karyalılar, özellikle başlangıçta denizcilikle uğraştılar. Kıyılarda Helenistik kolonilerin kurulmaya başlamasından sonra da, Karya hakimiyeti ve kültürü iç bölgelerde devam etmiş; bu dönemde Mylasa (Milas), Stratonikeia (Eskihisar/Yatağan), Idyma (Akyaka/Ula) gibi gerçek anlamda Karya kentleri; yine Mylasa, Labranda, Kyramus, gibi Karya kült merkezleri ortaya çıkmıştır.

Bölge sırasıyla; MÖ 334 yılında (Halikarnassos/Bodrum ve civarı) Makedonya Kralı Büyük İskender’in, MÖ 189’da Bergama Krallığı’nın, MÖ 133’te Roma İmparatorluğu’nun, 395’te Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasıyla da Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu’nun hakimiyetine girmiş. Türklerin eline geçmesi Uç Beylerden Menteşe Bey tarafından 1284’de gerçekleşmiştir.

Türk Hakimiyeti
7. yüzyıldan beri İslam dünyasının ilgisini çekmeye başlayan Anadolu, Selçuklu İmparatorluğu’nun 1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra Türklerin egemenliğine geçti. Muğla bölgesinin Selçuklular döneminde Türk ve İslam topluluklarına yaylak ve otlak durumuna geldiği ve Menteşe Beyliği’nden çok önce yöreye Türkmen boylarının yerleştiği hususu tarihçiler tarafından belirtilmektedir.

1220’li yıllardan beri devam eden Moğol istilası, Türk topluluklarını Küçük Asya’ya (Anadolu’ya) doğru göçe zorluyordu. Anadolu’da Selçuklu Devleti, doğudan gelen Moğol istilaları ile alttan alta oyuldu. 1260’lı yıllardan itibaren bölgenin eski hakimi Bizanslılar, Karya ülkesine yeni gelmeye başlayan İslam-Türk unsurlarla tanışmaya başladılar. Özellikle Denizli-Fethiye arasında uzayan geniş yaylak ve otlaklar, Menteşe Bey’den önce gelip, yöreyi yurt edinen gezgin Türkmen obaları ile dolmuştur.

Selçuklu Devleti Anadolu’yu iskan politikası çerçevesinde, özellikle Moğol zulmünden kaçarak doğudan gelen Türk boylarını Batı Anadolu’nun uç bölgelerine yerleştiriyorlardı. Menteşe Bey’in kumandasındaki Türkler de Karya’ya, bugünkü Muğla bölgesine yerleştirildi. Bu arada Moğol baskısının etkisiyle Anadolu Selçuklu Devleti’nin nüfuzunun günden güne azalması, uçlardaki bu Türk unsurlara geniş bir hareket serbestliği vermekteydi. Nitekim, Menteşe Bey idaresindeki Türkmenler de, 1261’den sonra Muğla çevresinde fetihlere girişerek, bölgeye daha sağlam bir şekilde yerleşmeye başladılar.

1278 yılında, Bizans İmparatoru VIII. Mikhail Palaiologos’un oğlu Andronikos, Muğla’yı büyük bir ordu ile kuşatır ancak alamaz. Aydın ve Güzelhisar kalelerini tahkim etmekle yetinip geri dönmek zorunda kalır. Onun dönüşü ile harekete geçen Menteşe Bey, kısa sürede Aydın ile Güzelhisar’ı kuşattı. (1282). Böylece Türkler, Menderes havzasına ve Karya’ya tamamen hâkim oldular.

Bazı kaynaklarda, Menteşe Bey’in 1284 yılında Aydın-Güzelhisar’da Taralleis Savaşı olarak bilinen gaza olayı sonrasında Karya topraklarına girdiği yazılmaktadır.

Menteşe Bey Karya’nın içlerine doğru ilerledikçe, Bizans nüfusunun önemli bölümü kıyılara ya da adalara kaçtı. Yörede kalan Bizans nüfusunu Türkleştirip İslamlaştırdıktan sonra, yeni fethedilen ve nüfusu büyük ölçüde azalan Karya topraklarına Germiyanoğulları boylarından topluluklar istedi. Bu isteği uygun görülerek yeni fethedilen Karya topraklarına çok sayıda topluluk gönderilmeye başladı. Böylece, yörenin ilk nüfusu Germiyan Türklerinden oluştu. Karya adı bırakıldı; yöreye fatihinin adı olan ‘Menteşe’ verildi.

Bölgedeki bu ilk Osmanlı hakimiyeti geçici olmuş; Menteşe, 1402’de Çubuk Zaferi’nden sonra Timur’un hakimiyetine girmiş ve 22 yıl daha bağımsız kalmış; 1424 yılında Fatih Sultan Mehmet’in babası II. Murat tarafından kesin olarak Osmanlı topraklarına katılmıştır. Kentin siyasi önemi Osmanlı devrinde daha da artar.

Kurtuluş mücadelesi
1. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu’nun toprakları İtilaf Devletleri tarafından paylaşılınca, Muğla 11 Mayıs 1919 tarihinde İtalya tarafından işgal edildi.

Anadolu’nun işgali sırasında Muğla’da Kocahan Mitingi düzenlenmiş ve tüm Anadolu şehirleri gibi Muğla’nın da bu işgallere direneceği ilan edilmiştir. Bunun üzerine kentte Müdafaa-i Vatan Cemiyeti, Muğla Serdengeçtiler Müfrezesi, Muğla Kuvayi Milliyecileri gibi direniş komiteleri kurulmuştur. 1920’de Ankara’da açılan 1. Dönem meclisine 6 milletvekili gönderen kent, İtalyanların kentte fazla etkin olmamasından yararlanarak Menderes boyunca başlayan Yunan işgaline karşı kurulan direniş faaliyetlerine katılmıştır. Ege’de 57. Tümen’den kalanlarla birleşen gönüllüler, Aydın çarpışmalarında düşmana ağır kayıplar verdirmişlerdir. Ege illeri arasında Muğla işgal sırasında en fazla şehit veren il olmuştur. Anadolu’daki durumun kötüye gittiğini anlayan İtalya, 2. İnönü Zaferi kazanıldıktan sonra ülkesindeki iç siyasal dalgalanmalarını öne sürerek 5 temmuz 1921’de Muğla’dan ayrılmıştır.

Kaynak: Muğla Belediyesi

Zengin Ege Mutfağı

Muğla’da ne yenir?

Çökertme Kebabı
Özellikle Bodrum’la özdeşleşmiş olan bu kebap, incecik çıtır çıtır patatesler, dana etinin ve süzme yogurt ile oldukça lezzetli bir tada sahip. Sarmısağı dövün ve süzme yoğurt ile karıştırın. Patatesleri rendeleyin ve kurutun. Kızgın yağda kızartın. Kevgirle patatesleri alın. Bir tabağa yerleştirin. Üzerine süzme yoğurdu dökün. Bir tavada tereyağını eritin ve tuz ekleyerek bekletin. Etleri pişirin. Parmak patates şeklinde kesin ve ılık bekleyen tereyağının içine atın. Baharatları da ilave ederek 8 dakika pişirin. Etleri süzme yoğurdun üstüne yerleştirin.

Ahtapotlu Pilav
Ahtapotu döverek temizleyip, haşlayın. Küçük parçalar halinde doğrayıp, az yağda kavurun. Kalan zeytinyağında pirinci kavurun. Ahtapotun haşlama suyunu, tuz ve karabiberini koyun. Ahtapotları içine ekleyip pişirin. Pilav demlendikten sonra servis yapın.

Döş dolması
Eğer orijinaline sadık kalmak istiyorsanı onu taş fırında yapmanız gerekiyor. Döş dolmasının özelliği oğlak eti ve iç yapısından geliyor. İçine ciğer ya da isteğe göre kuşbaşı et de dahil olabiliyor. Kaburga dolması olarak da bilinen döş dolması evlerde eskiden Kurban Bayramı, Hıdrellez düğün gibi önemli günlerde yapılırmış.

Keşkek
Her yörenin kendi usulüne gore bir keşkeki vardır. Keşkek, Muğla’nın da olmazsa olmaz lezzetlerinden biridir. Muğla usulü keşkekte buğdaya oğlak, dana ya da tavuk eti eşlik ediyor. Damak zevkinize göre seçeceğiniz ete kırmızı biberli ve zeytinyağlı sos da eşlik edebiliyor. Keşkek Ege’de özellikle köy ve kasabalardaki düğünlerde

büyük kazanlarda pişirilir.

Kabak çiçeği dolması
Kabak çiçeği dolması oldukça zahmetli bir yemektir. Bunun nedeni olarak; kabak çiçeklerinin her zaman olmaması ve sabah açıkken akşam kapanmasını sayabiliriz. Bu yüzden kabak çiçeklerini sabah açıkken toplamak ve iç harcını hazırlayıp içlerini doldurmak gerekiyor. Kabak çiçeği dolması Ege bölgesinde ve Girit’te çok sevilerek yeniliyor. Kabak çiçeği dolması için önce kabak çiçeklerinin içi çıkarılır. İç malzemesi karıştırılıp kabak çiçeklerinin içi doldurulur.

Kaya koruğu salatası
Deniz kerevizi olarak da bilinen kaya koruğu, deniz kenarlarında yetişen bir bitkidir.

Önce bu bitkilerin toplanması gerekiyor bu da biraz zahmetli bir işlemdir.

Toplanıp evlere girince de hem taze taze hem de salamura yapılarak tüm yıl yenebiliyor. Ege’de tüketilen salatası için onu sarımsak, sirke, limon ve zeytinyağıyla bir araya getirmek gerekiyor.

Kaya koruklarının kalın saplarını koparın, bol suda yıkayın. Kaynar su içine atıp 5 dakika haşlayın. Renklerini korumak amacıyla pişenleri soğuk su içine alın. Sonra süzgeçte sularını süzdürün. Kapya biberi ve soğanları küçük küçük doğrayın. Sarımsakları tuzla dövün.

Geniş bir kapta tüm malzemeleri harmanlayın. En son üzümler ile süsleyin.

Lokma
Bir çeşit hamur tatlısı olan lokma aynı zamanda bir sokak lezzeti olarak tüm Türkiye’ye yayılmıştır. Küçük yuvarlak hamurların kızartıldıktan sonra şerbet ya da balla buluşmasıyla ortaya çıkar. Ege’de bir gelenek olarak önemli günlerde dağıtılır. Hazır lokmalarla kolayca hazırlayacağınız bu tatlının şerbeti için; toz şeker ve suyu derin bir tencereye aktarın. Aralarda karıştırarak, orta ateşte koyu bir kıvam alana kadar kaynatın. Limon suyunu da ekleyip, 2 dakika daha kaynattıktan sonra ocaktan alın ve soğuması için bir kenarda bekletin.

Pişen lokmaları bekletmeden, soğumuş şerbetin bulunduğu tencereye aktarın. Şerbeti içine çekmesi için 5 dakika kadar beklettikten sonra servis edin.

Oğlak yahni
Oğlak yahni, hem et hem de sulu yemek severler tarafından oldukça sevilir. Kemikli oğlak eti kullanılarak hazırlanan bu yahniyi dilerseniz dana ya da kuzu etini de tercih ederek yapabilirsiniz. Odun ateşinde pişen oğlak etli soğanlı yahni için önce eti iri parçalar halinde doğruyoruz. Ardından yıkayıp tencereye koyuluyor.

Eti ocağa koyuluyor. Et suyunu salıp 3 parmak kadar suyu kalınca içine 2 adet kuru soğanı doğranıp ekleniyor ve karıştıralıyor. Etle soğan kavrulurken 1 parmak kadar suyu kalınca ocaktan indiriliyor. Ayrı bir tavaya sıvı yağı, salçayı, defne yaprağını ve sarımsak eklenerek, soğanların kabukları soyuluyorç. Bütün halde soğanları da tavaya ekleyerek kavruluyor. Kavrulan soğan ve salça karışımının içine yemeğin suyundan da eklenerek bir taşım kaynadıktan sonra tavadakileri soğan ve salça karışımını tenceredeki etlere ekleyip tencereyi tekrar ocağa alınıyor. Kaynayan yemeğin içine 3-4 su bardağı kaynar su eklenerek tuzunu da ilave ettikten sonra kısık ateşte pişiriliyor.

Muğla’da mutlaka görmeniz gereken yerler

Bodrum Kalesi / Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi
Bodrum Kalesi, 1406-1522 yılları arasında Saint Jean Şövalyeleri tarafından üç tarafı denizlerle çevrili kayalık bir yarımada üzerinde, iki liman arasında inşa edilmiştir. Kalenin yapımında, depremle yıkılmış olan dünyanın yedi harikasından Mausoleion’un taşlarının kullandığı biliniyor. Kalede, Fransız, İtalyan, İngiliz, Alman ve İspanyol (Yılanlı) kuleleri bulunmaktadır. Rodos Adası 1522 yılında Türkler tarafından alındıktan sonra, şövalyeler Bodrum ve çevresini 5 Ocak 1523’te terk etmişlerdir. 1895’den itibaren hapishane olarak kullanılan Kale, Fransız ve İngilizlerin I. Dünya Savaşı sırasında 26-28 mayıs 1915’de bombalamalarından bazı bölümleri yıkılmıştı. Günümüzde Bodrum Kalesi içinde, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi yer almaktadır. Türkiye’nin tek, dünyanın ise en önemli sualtı arkeoloji müzelerindendir. 1995 yılında Avrupa’da Yılın Müzesi yarışmasında ‘Özel Övgü’ ödülünü almış olan müzede, sualtı kazı ve araştırmalarından gelen eserlerin yanı sıra Bodrum ve çevresindeki kazı ve araştırmalardan ele geçen eserler de sergilenmektedir.

Kurşunlu Cami
Esseyyid Şucâeddîn tarafından 1494’te yaptırılan cami, 1853’te gördüğü tamir sırasında kubbesi kurşunla kaplanınca, Kurşunlu Cami adıyla meşhur oldu…

Likya Kaya Mezarları (Dalyan)
Yolu Dalyan’a düşen her turistin fotoğraf çekmek için durduğu, kayalara oyulmuş onlarca kral mezarının bulunduğu bölge Kaunos antik kentidir. Manzaraya doğru konumlanan mezarlık alanı içinde farklı tipte mezarlar yer alır. Yüksek kayalara oyulan kaya mezarları bugün Dalyan’ın simgesi haline gelmiştir. Mezarların, Likya tipi kaya mezarları olmasının sebebi bölgenin Karya-Likya sınırına olan yakın mesafesidir.

Akbük Koyu
Gökova Körfezi’nin en güzel tatil bölgelerinden biri olan Akbük Koyu, sakinliği ve tertemiz sularıyla meşhur. Koy, Gökova Körfezi’nin kuzeyinde yer alıyor ve il merkezine 48 kilometre uzaklıktadır. Aynı zamanda Akbük’te Karia Antik Kenti’ni ve Keramos kalıntılarını gezebilirsiniz.

Knidos Antik Kenti (Datça)
Demokrasinin ilk örneklerinin yaşandığı, çağının modern kenti Knidos, antik çağın en önemli ticaret, sanat ve kültür kenti. Büyük Menderes vadisi, Dalaman çayı, Ege Denizi ve batıda Babadağ, Bozdağ ve Honaz Dağı içinde kalan bölge Karia toprakları olarak geçer.

Kayaköy (Fethiye)
5 bin yıllık bir tarihe sahne olan Kayaköy, Muğla’nın Fethiye ilçesinde yer alıyor. Bölge 3. Derece kentsel ve arkeolojik sit alanıdır. Bölgede, çoğu harabe halde olan, 3500 konut, 2 kilise, 9 şapel, okullar, hastaneler, kütüphane ve zanaat atölyeleri bulunuyor.

Marmaris Kalesi ve Marmaris Müzesi (Marmaris)
Marmaris Kalesi’nin ilk olarak İyonlar döneminde (M.Ö. 1044) yapıldığı ve Büyük İskender döneminde yenilendiğine inanılıyor. Marmaris Kalesi, Kanuni Sultan Süleyman döneminde, 1522 Rodos seferi öncesinde tekrar yenilenmiş ve genişletilmiş. I.Dünya Savaşı’nda zarar gören Kale, 1970’lere kadar barınma alanı olarak kullanılmış. Kalede toplam 18 adet oda, bir çeşme ve ark bulunuyor. Kale 1980-1990 yılları arasında restore edilerek, 1991 yılında müze haline getirildi. Marmaris’e hakim bir konumda yer alan kale, manzarasıyla da dikkat çekiyor.

Amos (Marmaris)
Tepenin üstüne yer alan antik kent Amos’ta güneşin doğuşu ve batışını izlemek ayrı bir keyif. Günümüze kadar kazı çalışması yapılamayan Amos Antik Kenti’ndeki tiyatroya iki ayrı kent suru aşılarak geliniyor.

Euromos (Milas)
Euromos Antik Kenti, Milas’a yaklaşık 12 km mesafededir. Büyük İskender’in fethinden sonra Euromos Makedonya, Mısır ve Suriye kralları arasında el değiştirmiştir. Kent, MÖ 201-196 yılları arasında Makedonya Kralı V. Philippos’un denetimine girmiş ve kentin adı Philippoi olmuştur. MÖ 188 Apameia Anlaşmasıyla Karia’nın geri kalanı gibi Euromos Rodoslulara devredilmiştir. Roma İmparatorluk Çağı’nda gelişen ve bağımsız bir kent olan Euromos, Bizans Dönemi’nde Mylasa piskoposluğu içerisinde varlığını sürdürmüştür. Kentte, Zeus Lepsynos din mekanı, kuzey ve güney nekropolleri, agora, tiyatro, hamam, surlar ve şapel görülebilecek başlıca kalıntılardır. Söz konusu kalıntılardan Zeus Lepsynos din mekanı, Anadolu’daki en iyi korunmuş dini mekanlardan biri olması itibarıyla dikkat çeker.

Ulu Cami
Menteşeoğullarından İbrahim Bey tarafından 1344’de yaptırılan cami, en eski Türk eserlerinden de biri. Aynı zaman Muğla’nın en büyük camisidir.

Lagina (Yatağan)
Muğla ile Bodrum arasındaki karayolu üzerinde, karayolundan 8 km. içeride bulunan antik kent, Karialılar için, kutsalmış. Ayışığı tanrıçası Hekate’ye atfedilen bir dini mekan da bulunmaktadır. Dini yapı, MÖ.40 yılında, Partlar tarafından yağmalanmış. Son yıllarda yapılan çalışmalar ortaya koymuştur ki, aslında Lagina 11 km uzağında bulunan Stratonikeia kentinin kutsal alanı olarak inşa edilmiştir.

Telmessos Antik Tiyatrosu (Fethiye)
Likya – Karia sınırında bir kıyı kenti olan Fethiye’nin antik çağdaki ismi ise Telmessos’tur. Kurulduğu günden, günümüze kadar yerleşimin, kesintisiz olarak sürdürüldüğü tek merkez durumundaki Telmessos antik kentinin tarihi M.Ö.3. binlere kadar gitmesine rağmen bunu kanıtlayacak belgelere henüz ulaşılamamıştır. Tiyatro, Helenistik dönem özelliklerini yansıtmasına rağmen günümüze ulaşan kalıntılar daha çok Roma dönemine aittir. Tiyatro M.S. 3. – 4. yüzyılda arenaya dönüştürülmüştür.

Tuğçe Ağırlar

Yorum yap

Takip Edin!