Emlak&Konut

Risk primi ve CDS’ler

Risk primi ekonomik ve ekonomi dışı sosyal ve siyasal faktörlerden etkilenir.

Yatırım bir kaynağın ya da değerin, gelir sağlamak amacıyla kullanılmasıdır. Yatırımcı bu kaynağa sahip olan kişidir. Yatırımcının geleceğe yönelik olarak koyduğu sermaye doğrultusunda beklentileri olacaktır. Bu beklentiler piyasa şartları doğrultusunda şekillenir. Söz konusu yatırımın riski, piyasa faiz oranları, diğer yatırımların olası alternatif getirileri, piyasadaki enflasyon oranı gibi faktörler getiri beklentilerini etkiler. Dolayısıyla yatırımcıların kafasında elde etmeyi bekledikleri bir getiri seviyesi vardır. Yatırımcı koyduğu paranın piyasa şartlarında beklediği getirisini almak ister. Bunun için de hiçbir fedakarlığa katlanmaz. Kar görürse parasını koyar yatırım yapar, kar görmezse de o işe girmez. Ancak her yatırımcı işe başlamadan önce kar beklentisinin üzerine bir de risk primi ilave eder. Bu risk primi aşağı çekildiği ölçüde yatırımın maliyeti düşer. Risk primi gerek ekonomik ve gerekse ekonomi dışı sosyal ve siyasal faktörlerden etkilenir. Bu etkiler riskin gerçekleşmesi durumunda yatırımın vadesinde beklenen getiri ile geri dönmemesi üzerinedir. Finansal piyasalarda uzun zamandan beri gerek ülkeler bazında ve gerekse şirketler bazında çeşitli vadelerde tahvil ve bono ihraçları yapılmaktadır. Her ülkenin ve şirketin maruz kaldığı riskler farklıdır. 1995 yılında JP Morgan tarafından finans dünyasına CDS (Credit Defaut Swap) ürünü kazandırılmıştır ve bu CDS’ler piyasalarda alınıp satılmaya başlanmıştır. CDS (Credit Default Swap) sigorta mantığı ile çalışmaktadır. Nasıl ki satın aldığımız arabayı, herhangi bir kaza sonucu oluşacak kısmi zarara ya da çalınması, pert olması gibi tamamen değerinin sıfırlanmasına karşı belli bir ücret ödeyerek sigortalıyorsak… Bu riskler gerçekleşince de sigorta şirketi zararımızı tamamen tazmin ediyorsa CDS yolu ile alacaklılarda prim ödeyerek alacaklarını garanti altına almaktadırlar. Bir alacaklının, 3. bir kişiye belli bir ücret ödeyerek alacağını garantilemesidir. Yani alacaklının, borçlunun iflas riskinden kurtulmasıdır. Alacaklı, borçlunun iflas riskinden belirli bir ücret karşılığı kurtulur. Bu ücrete CDS primi denir. CDS’ler piyasa riskini takip etme aracı olarak da kullanılmaktadır. Genel olarak CDS primlerinin artması yatırımcıların risklerin arttığına yönelik bir düşünce içerisinde olduğu yönünde değerlendirilmektedir. Bir devletin ihraç ettiği hazine tahvilleri CDS primlerinin artması, yatırımcıların bu devletin iflas etme riskinin arttığını düşündüğü şeklinde bir sinyal olarak değerlendirilebilir. Başka bir ifade ile bir ülkede ekonomik, siyasal ya da sosyal sıkıntılar ortaya çıkınca bu ülkelerin riskleri artmakta, bu da ihraç ettikleri tahvillerin ödenmeme riskini artırmaktadır. Böyle olunca CDS primleri yükselmektedir. Başka bir ifade ile sigorta maliyetleri artmaktadır. İlgili ekonomilerde çeşitli gelişmelerin yatırımcı algısının üzerindeki en iyi göstergesi CDS primlerinin düşmesi ya da yükselmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır. CDS primi yüksek ülkeler ve ülke içerisindeki kurumlar borçlanırken daha yüksek maliyete katlanırlar. Hesaplanan her 100 CDS baz puanı için yüzde 1 oranında bir maliyet söz konusudur. Bu konuyu basit bir hesapla anlatmak gerekirse beş yıllık dolar bazlı borçlanmada libor oranı yüzde 2.29 civarında bulunmakta. Beş yıllık CDS primi yüz puan olan bir ülke dolar bazında en az yüzde 3,29 ile borçlanabilir diyebiliriz. 01 ocak itibarıyla Türkiye’nin 5 yıllık CDS’leri 154,97 olduğuna göre bu oran Türkiye için yüzde 3,79 olarak gerçekleşir denilebilir. Tabii ki bu hesaplamayı fikir vermesi açısından yaptık. Genel işleyiş bu mantıkla çalışmakta ancak piyasa şartlarında hem CDS’lerde hem de borçlanma oranlarında farklılıklar olabilmektedir. Aşağıdaki grafikte Türkiye’nin son on beş yıllık süre içerisinde beş yıllık CDS rakamlarının gelişimi görülmektedir. Grafikten de anlaşılacağı üzere 2001 yılında 661,5 olan Türkiye CDS’leri 2002 yılı sonu itibarıyla yaşanan ekonomik krizin etkisiyle 825’e kadar yükselmiştir. Daha sonra yıllar itibarıyla yaşanan kademeli düşüşle beraber Türkiye CDS’leri 01 ocak 2018 tarihi itibarı ile 154,917’ye kadar gerilemiştir. Bu gerileme de makro ekonomik alanda yaşanan pozitif gelişmelerin yanı sıra siyasal alanda sağlanan istikrarda etkili olmuştur. CDS’ler de görülen değişim ülkenin ekonomik gelişmesiyle ilgili oldukça önemli bir gösterge olarak karşımıza çıkmaktadır.

Hakan Akbulut

Yorum yap

Takip Edin!