Emlak&Konut

Tablo gibi şehir Sakarya

Büyük sanayi firmalarının yaptığı fabrika yatırımlarıyla iş ve aş ocağına dönüşen Sakarya, ülkenin güçlü ekonomisine sahip illerinden. Bununla birlikte doğasının güzelliği ile de yaz kış turist akınına uğruyor.

Sakarya ilindeki ovalar yurdun en verimli tarım alanları arasında yer alır. Modern tarım yapıldığı için verim fazladır. Başlıca tarım ürünleri: Buğday, arpa, mısır, fasulye, şekerpancarı, ayçiçeği, patates, soğan ve tütündür.

Sakarya adını Sakarya Irmağı’ndan almıştır… Frigyalılar M.Ö. 7. yüzyılda bu bölgede hüküm sürmekteyken, bu nehre kendilerinde kutsal sayılan ‘Sangari’ adını vermişlerdir. Bu isim daha sonraları Sangarios ve saldırgan anlamına gelen Zakhorion şekline dönüşmüştür. Bu isim de daha sonraki yıllarda Sakarya halini almıştır. Marmara Bölgesi’nin Kuzeydoğu bölümünde yer alan Sakarya, doğudan Düzce ili ve Bolu Dağı, Güneyden Bilecik’in; Gölpazarı ve Osmaneli, batıdan Kocaeli’nin; Kandıra, Merkez ve Gölcük ilçeleri, kuzeyden ise Karadeniz ile çevrilidir. Sakarya ilinin merkezi Adapazarı’dır. İl merkezi olan Adapazarı ise daha yakın bir tarihte kuruldu. Kentin ilk olarak 14. yüzyılın başlarında Orhan Gazi’nin komutanlarından Konuralp tarafından Tığcılar adıyla kurulduğu bilinmektedir. Tığcıları içine alan toprak parçası Sakarya’nın iki kolu arasında sıkışmış bir ada görünümünde olduğundan, daha sonraki yıllarda bu yerler Ada adıyla anılmıştır. Giderek bir alışveriş merkezi özelliği kazanmaya başlayan yerleşim merkezi Adapazarı adını almıştır. II. Mahmut zamanında (1837) Adapazarı kaza haline gelmiştir. 19. Asrın sonlarına doğru İzmit Sancağı’nın kazası olmuştur. 22 Haziran 1954 tarihinde 6419 Sayılı Kanunla İl olmuş ve Sakarya adını almıştır. İklim özellikleri açısından Marmara ve Karadeniz Bölgesi iklim özelliklerini taşımaktadır. İl, yağışlı ve rutubetli bir havaya ve ılıman bir iklime sahiptir. Kışlar bol yağışlı ve ılık, yazlar ise sıcak geçer. Sakarya, çok farklı bölgelerden göç almış ve gelenlerin yerli halkla kaynaşması sonucu zengin bir kültürel tablo ortaya çıkmıştır. İl, Balkanlar’dan, Kafkasya’dan, Orta Asya’dan ve başka bölgelerden gelen insanlarla; ziraatla uğraşan yerli halk (manavlar) ve göçebe yaşayan Türkmenlerden oluşmuş bir nüfus yapısına sahiptir. Sakarya, milat öncesi uygarlıklar döneminden Osmanlı Devleti’ne, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan tarih çizgisinde, Anadolu’ya renk veren kültürlerin birleştiği, 19. yüzyılda başlayan göçlerle, Kafkaslardan ve Balkanlardan gelen toplulukların oluşturduğu ve bu kültürlerin barış içinde yaşadığı bir il olarak öne çıkmıştır.
Sakarya hem tarihi hem de bugünü ile Türkiye’nin bir minyatürü niteliği taşımaktadır. Farklı coğrafyalardan gelmiş olmak ve farklı kültürlere sahip olmak Sakarya’da ayrıştırıcı değil birleştirici ve kaynaştırıcı bir rol oynamaktadır.

Ekonomisi

Sakarya 1987 ve 1998 yılları arasında Türkiye’nin ekonomisi gelişen illerinden biri olmuştur.. Sakarya’da faaliyet gösteren ve büyük çaptaki firmalar Türkiye’nin en büyük 500 kuruluşu içinde yer almaktadır. Sakarya’da son 15 yılda sanayi sektöründe önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Sakarya’nın yatırım yapmak için uygun konumda olması, hammadde ve mamul madde kaynaklarına ulaşım kolaylığı, uygun yatırım alanlarının bulunması (Organize Sanayi Bölgeleri), büyük Holdinglerin Sakarya’yı yatırım üssü olarak seçmeleri, nitelikli insan gücü gibi unsurlar bu gelişmelerin başlıca nedenlerindendir. Sakarya’da otomotiv, tekstil ve gıda sektörlerinde büyük gelişmeler yaşanmıştır.

Kurtuluş Savaşı’nda Sakarya

Adapazarı’nın Kurtuluş Savaşı’nda önemli bir yeri vardır. Ali Fuat Cebesoy, Sırrı Bey Hasan Cavit Bey, Çerkez Sait Bey, Koçzade Mahmut Bey, Metozade Hüzeyin Efendi, Abdurahman Bey, Cevat Bey, Kaymakam Tahir Bey, İbsiz Recep, Kazım Kaptan, Halit Molla gibi pek çok kahramanımız Kuva-i Milliye hareketine sağladıkları yardım ve destekle milli mücadelenin şerefli sahifelerinde yer almışlardır. Mustafa Kemal Paşa 9. Ordu müfettişliğine atanmış ve 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmıştı. Havza ve Amasya genelgelerini yayınlayıp kongreler yaparak Kurtuluş Savaşı’nı başlatmıştı. Üç yıl boyunca devam eden Milli Mücadele hareketinde ve Kuvayi Milliye’nin kurulması aşamasında Adapazarı ön saflarda yerini almıştır. 10 Mayıs 1920’de Ahmet Anzavur Adapazarı ve Geyve bölgesinde ayaklanmış, ancak bütün savaşları başarısızlıkla sonuçlanarak 22 Mayıs 1920’de İstanbul’a gitmiştir. Kuvay-ı İnzibatiye de Eskişehir-İstanbul tren yolunu açmak ve Geyve Boğazı’na hakim olmak amacıyla ayaklanarak Sapanca ve Adapazarı’nı ele geçirmişse de Çerkez Ethem tarafından bozguna uğratılmıştır. İsyancılar Düzce ve Hendek’i ele geçirmişler ancak yine Çerkez Ethem tarafından etkisiz hale getirilmişlerdir. Öte yandan 11. Yunan Tümeni İzmit’i işgal altında bulundururken, 24 Mart’ta Kırkpınar’ı, Sapanca’yı, bir gün sonra da Adapazarı’nı işgal etmişti. 3 ay süren Yunan işgalini milli çete grupları dağıtmışlardır. İşgalin sinyallerini alan Adapazarı halkı önceden şehri boşaltmıştı. Kimsesiz kadın ve çocuklarda İran Konsolosluğu’na sığınmışlardı. 28 Mart sabahı Yunan birlikleri Sakarya’yı geçerek nehrin 500 metre doğusuna ilerlemişlerse de, Türk kuvvetleri yoğun çarpışma ile tekrar Yunan Kuvvetlerini nehrin batısına püskürtmüştü. Ahşap Tavuklar Köprüsü birliklerimiz tarafından yakılmış ve düşmanın köprüyü kullanarak nehrin doğusuna geçmesi engellenmişti. Aynı amaçla Taşlık Köprüsü de yakılmıştı. Diğer taraftan görevi Kocaeli bölgesini düşman işgalinden kurtarmak olan, yeni bir kolordu kuruluyor, komutanlığına da Albay Kasım Bey atanıyordu. Kasım Bey Mayıs 1921 başlarında kolordusunu Düzce’den Geyve’ye naklediyordu. Bir alay Sakarya Nehri boyunca yayılırken, bir alay da Arifiye-İzmit güzergâhına yerleşmişti. Diğer bir alay da İzmit dolaylarında yedekteydi. Düşmanın 19. Tümeni ise yeni bir düzenleme çerçevesinde 16 Haziran 1921’den itibaren İzmit’te toplanmaya başlamıştı ki, esas itibarıyla düşman Bursa’ya çekiliyordu. Ancak düşmanın Adapazarı’ndan çekilirken şehri yakmaması için tedbirler alınmış ve Sakarya Bölge Komutanlığı’nın üç baskın kolu, 21 Haziran 1921 sabahı erken saatlerde küçük bir çatışma sonucu şehre girmişti. Osman Kaptan, Kazım Kaptan kuvvetleri ile Molla Halit kuvvetleri şehirde asayişi sağlamış, Hükümet Konağı’na Türk bayrağını çekmiş ve kurtuluştan sonraki ilk sabah ezanını da Halit Molla bizzat okumuştu. İşte bu yüzden her yıl 21 Haziran tarihi Adapazarı’nın kurtuluş günü olarak kutlanmaktadır.

Sakarya Meydan Muharebesi

Sakarya Meydan Muharebesi Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktası sayılır. Sakarya Meydan Muharebesi, Anadolu Türk tarihinin en önemli savaşlarından biridir. Yunan General Papulas tarafından Yunan ordularına Ankara’ya harekat emri verilmişti. Savaşı Yunan tarafı kazanırsa TBMM, Sevr Antlaşması’nı kabul etmek durumunda kalacaktı. Öte yandan yirmi dört tümen Rus askeri Kafkaslarda bu savaşın sonucunu beklemekteydi. Savaşı Türklerin kaybetmesi halinde Sevr hızlı bir şekilde uygulamaya geçirilecekti. Savaş, 22 gün ve gece sürerek 100 km uzunluğunda bir alanda cereyan etti. Yunan Ordusu Ankara’nın 50 km kadar yakınından geri çekildi.

Yolunuz Sakarya’ya düşerse…

Sakarya’ya gelip görmeden dönülmemesi gereken doğal güzellikler ve tarihi yapılar…

Sapanca Gölü

Güzelliği ile her mevsim turist akınına uğrayan Sapanca Gölü, Marmara Bölgesi`nin doğu kesiminde, Adapazarı Ovasını İzmit Körfezi oluğuna birleştiren uzun bir çukurun doğu yarısında yer alan tatlı su gölüdür. Sapanca`nın kıyıları, doğuda Sakarya ili, batı ucunda Kocaeli İlinde kalır. Havzası 252 km2`dir. Yüzölçümü 47 km2`dir. Doğu-batı uzunluğu 17 km’dir. Kuzey-güney genişliği 5 km olup yüzeyin denizden yüksekliği 31 metredir. En derin yeri 61 metredir. Göl, adını güney kıyısında kurulmuş olan ilçeden alır. Eski Türk kaynaklarında Ayan Gölü olarak geçer. Özellikle güneyindeki dağlardan inen sellerle iyi beslenen göl, fazla suyunu, doğu ucundan Çark suyu aracılığı ile Sakarya ırmağına boşaltır. Gölü besleyen dereler, Karaçay, Kuruçay, Kurtköy, Mahmudiye, İstanbul, Karadere ve Kaymakçı Dereleridir. Kuzeyinde ve güneyinde uzanan dağ eteklerinde keklik, çulluk ve tavşan avı yapılmaktadır. Gölde her çeşit tatlı su balığı avcılığı yapılmaktadır. Ulusal ve uluslar arası sörf, yelken ve kürek müsabakalarının yapıldığı Sapanca Gölü bu organizasyonlarla sportif amaçlı çok sayıda ziyaretçi çekmektedir.

Doğançay Şelalesi

Deniz seviyesinden 600 metre yükseklikte bulunan Doğançay Şelalesi, doğa severlerin yürüyüş parkurları arasında. Şehre 25 km mesafede yer alan bu şelale, bozulmamış doğasıyla göz kamaştırıyor.

Beş Köprü (JustInIanus Köprüsü)

Beşköprü, Adapazarı şehir merkezinin 5 kilometre güney-batısında, Sakarya nehri eski yatağı üzerinde, Beşköprü mahallesinde yer alır. Köprüyü Bizans İmparatoru Justinianus yaptırdığı için Justinianus Köprüsü ismini almıştır. Bizans dönemine ait tarihi bir yapıdır. Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından Taşınmaz Kültür Varlıkları kapsamına alınmıştır. Bizans İmparatoru Justinianus (527-565) tarafından miladi 559-562 arasında köprü vadinin en dar yerine inşa edilmiştir. Erken dönem Bizans eserlerinin Doğu Marmara’daki en görkemli eserlerinden biridir. Sakarya Nehri 13. yüzyılda büyük bir sel ile yatak değiştirmesine kadar yaklaşık 700 yıl buradan akmış, selden sonra 3 kilometre daha doğuda olan güney-kuzey doğrultusundaki bugünkü yatağına yerleşmiştir. Köprü bugün Sapanca Gölü’nün deşarjı olan Çark suyunun (Melas) bir gözünden aktığı kuru bir vadide kalmıştır. Adapazarı ilçe sınırlarına giren tren yolu köprünün doğu ucundan birinci kemer altından tepe içerisine genişletilmiş 5.0 metre genişliğindeki bir geçitten geçerek şehir merkezine ulaşmaktadır. 1990-1995 yılları arasında, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yapılan onarımda, köprü döşemesi düzeltilmiş ve her iki yanına kesme taşlarla koruma amaçlı parapet düzenlenerek taşıt trafiğine kapatılmıştır. Köprü gövdesi açıklıkları 19.5 metre ile 23.5 metre arasında değişen, çift sıra kesme kalker taş ile düzenlenmiş 7 ana kemer ve açıklıkları 3.00 metre ile 9.50 metre olan, tek sıra kesme taş ile, 3 adet doğu ucunda, 2 adet batı ucunda düzenlenmiş 5 tali kemerden oluşmaktadır.

Harmantepe Kalesi

Harmantepe Köyü’nün kuzeyinde yer alan kale bir tepe üzerinde yer almaktadır. Adapazarı’nın 13 kilometre uzaklıkta olup, il içerisinde nerdeyse tüm hatlarıyla ve savunma sistemleri ile gelebilen ender kalelerden biridir. Kale Bizans’ın doğu sınırını korumak amacıyla Sakarya Nehri’nin batı yakası boyunca birbirini gören ileri karakol ve gözetleme kuleleri taşıyan savunma yapılarından biridir. Kalenin ana giriş kapısı güneyde olup, kalenin farklı yönlere bakan değişik ebatlarda beş adet yuvarlak kemerli girişleri mevcuttur. Sur duvarları yaklaşık olarak daireye yakın dikdörtgen planlı olup 17000 metrekareIik bir alanı kaplamaktadırlar. Duvarlar arazi yapısına bağlı ve kullanılan bölüme göre yükseklik en fazla 10 metre, genişliği 4 metredir. Kuleleri kareye yakın dikdörtgen planlı toplam altı kulelidir. Tam olarak sağlam gelebilmiş olanlarından tespit edilebildiği üzere dış boyutları 440×315 santimetredir. Harmantepe Kalesi mimari yapısı ve taş işçiliği yönünden, bölgemizdeki diğer kalelerle benzer özellikler taşımaktadır. Duvar işçiliğinde, çeşitli boyutlarda kaba dikdörtgen kesimli taşlardan kullanılmıştır. Duvar dolguları moloz taş ve beyaz renkli oldukça az çakıl katkılı ve sert kireç harcının kullanılmasıdır.

Sakarya Köprüsü (Trabzanlar Köprüsü / Güneşler Köprüsü)

Sakarya Köprüsü Adapazarı’nın kuzeydoğusunda Sakarya Nehri üzerinde Köprübaşı Mahallesi’nde yer alır. Trabzanlar ve Güneşler köylerine olan yakınlığından dolayı bu isimlerle de anılır. Günümüzde kullanılan köprünün yerinde daha önceleri yer alan ve Tavuklar Köprüsü diye bilinen ahşap köprü Kurtuluş Savaşı’nda çatışmalara sahne olur. Birliklerimiz tarafından yakılarak düşmanın köprüyü kullanarak nehrin doğusuna geçmesi engellenmiştir. Sakarya Köprüsü, Yanan Tavuklar Köprüsü’nün yerine bizzat Atatürk’ün emri ile inşa edilmiştir. Reşat Hatunoğlu’nun mühendisliğini yapmış olduğu Sakarya Köprüsü’nü dönemin Nafia Vekili (Bayındırlık ve İskân Bakanı) Ali Çetinkaya tarafından Mayıs 1937’de hizmete açılmıştır. 108.60 metre uzunluğunda, 4.80 metre genişliğindedir. Sakarya Köprüsü Browstrink tipinde inşa edilmiş olup, her iki yandan her biri 35 metre açıklığa sahip üçer büyük kemerle taşınmaktadır. Yarım daire formundaki betonarme kemerlerin iç kısımları dikey beton hatıllarla takviye edilmiş olup üstten ikişer betonarme kirişle karşılıklı olarak birbirlerine bağlanmıştır. Köprü dört betonarme ayak üzerine yerleştirilmiştir. Bunların ikisi nehrin ortasında, diğer ikisi köprünün uç kısımlarındadır. 1967 yılında İstanbul-Ankara karayolunun şehir dışına alınması ile eski önemini yitiren köprü günümüzde de kullanılmaktadır.

Sakarya Müzesi (Atatürk Evi)

14-21 Haziran 1922 tarihlerinde Ankara’dan Adapazarı’na gelen Atatürk, İstanbul’dan gelen annesi Zübeyde hanım ile buluştuğu ve kaldığı evdir. Kültür Varlıkları içerisinde sivil mimari örneği olarak tescil edilmiştir. Konut Kültür Bakanlığınca kamulaştırılması yapılarak 1986 yılında dışı aslına uygun içi müze haline dönüştürülmüştür. Yapılan restorasyon ile iç mimarisi tamamen değişse de cephelerde bazı orijinal özellikler görülmektedir. Müzenin bahçesinde, Sakarya İli sınırları içinde bulunan Roma ve Bizans dönemlerine ait mimari parçalar, mezar taşları, sunaklar, yazıtlı taşlar, ostotek, pişmiş toprak erzak küpü ve sütün kaideleri sergilenmektedir. Müzenin sergi salonunda tarih öncesi çağlar ile Roma ve Bizans Dönemine ait bir grup arkeolojik eser ile Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ait etnografik eserler sergilenmektedir. Arkeolojik eserler arasında yassı el baltaları, pişmiş toprak kaplar, koku ve gözyaşı şişeleri, cam ve madeni eserler yer almaktadır. Etnografik eserler arasında Atatürk’ün kullandığı eşyalar ile Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ait ateşli ve kesici silahlar, mühürler, bakır kaplar ve el işlemeleri teşhir edilmektedir. Sikke vitrininde, Hellenistik, Klasik, Roma, Bizans ve Osmanlı Dönemlerine ait sikkeler bulunmaktadır. Sakarya müzesinde eser çeşidi ve sayısı olarak: Arkeoloji 232, Etnografik 188, Sikke 1506, Mühür ve mühür baskısı 19, El yazması 4 olmak üzere toplam 1949 parça eser bulunmaktadır.

Poyrazlar (Teke) Gölü

Adapazarı’nın kuzeyinde merkeze 10 kilometre mesafede bulunmaktadır. Sakarya Karasu yolu Poyrazlar Köyü sapağı veya Karasu Kömürlük Köyü sapağından ulaşılır. Yüzölçümü 60 hektar, sahil uzunluğu 24 kilometredir. Sakarya Irmağı’nın eski yatağında meydana gelmiştir; Irmağın fazla suları Kapaklı Boğazı’ndan geçerek bu göle boşalmaktadır. Göl derinliği 60 metreye yakındır. Yalnızca güney kıyıları sığ ve sazlıklarla kaplıdır. Poyrazlar Gölü ve çevresi 1993 yılında Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 2916 sayılı kararıyla birinci derecede doğal sit alanı ilan edilmiştir. Göl kıyısı Orman Müdürlüğü tarafından 38 hektarlık alan B tipi mesire yeri statüsünde günü birlik piknik alanı olarak ayrılmıştır. Güney kıyılar sığ ve sazlıktır. Gölde tatlı su balıkları mevcuttur, ulusal ve yerel olta balıkçılığı yarışmalarına ev sahipliği yapmaktadır. Poyrazlar Gölünün tepeleri de içine alan zorluk derecesi 1 olan 7 kilometrelik yürüyüş ve çevresini dolaşabileceğiniz bisiklet parkurlarıyla, göl bisikleti ile dönüş yolunu sudan yapabileceğiniz aktiviteler imkân vermektedir. Sakarya Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğü tarafından “Durgun Su Kano Şampiyonaları” düzenlenmektedir.

Sakarya Mutfağı

Sakarya mutfağı, bölgede yaşayan farklı halklar nedeniyle oldukça geniş bir yelpazeye sahiptir.

Islama Köfte

Adapazarı’nın yöresel lezzetlerinden biri olan ıslama köfte, dilimlenmiş ekmekler biberli ve yağlı et suyuna batırılır ve köftelerle birlikte ızgaralanır.

Pekmezli Ayva Tatlısı

Sakarya’da yetişen meyvelerden biri olan ayva, haliyle birçok yemekte de başrolde. Klasi ayva tatlısından farkı Sakarya bölgesinde bu tatlının pekmez ile yapılıyor olması…

 

Pırasalı Börek

Kulağa değişik geliyor evet, bildiğiniz börekleri unutun. İçinde yoğurt da barındıran bir Sakarya lezzeti var karşınızda.

Kabak Tatlısı (Lokumu)

Kabağı tencereye aldıktan sonra üzerine toz şeker, çubuk tarçın, karabiber, karanfili ekleniyor. 1 fincan su ilave edilerek, ocakta yumuşayıncaya kadar pişiriliyor. 1 küçük fincan kadar suyu süzülüp bir köşeye ayrılıyor. Kabak çatalla tek tek ezilerek püre haline getiriliyor. Kedidili de robotta çekilerek un haline getiriliyor ve köşeye ayrılan kabağın suyuyla birlikte, püre kabağa katılarak karıştırılıyor. Hindistan cevizi yayılan tepsiye püre kabağı dökülüyor ve tepsiye yayılıyor. Krem şantiyi soğuk sütle çırpılarak kabağın üzerine döşeniyor. Tepsi buzluğa atılıp birkaç saat bekletiliyor. Sonra kırık cevizlerle karıştırılıp rulo yapılarak tekrar buzluğa atılıyor.

 

Melike Güz

Yorum yap

Takip Edin!