Emlak&Konut

Zirvedeki şehir Erzurum

Doğu Anadolu’nun en büyük kenti olan Erzurum’un tarihi MÖ 4900 yıllarına dayanıyor.

Erzurum’u da içine alan bölge tarih boyunca Urartular, Kimmerler, İskitler, Medler, Persler, Parftlar, Romalılar, Sasaniler, Araplar, Selçuklular, Bizanslılar, Sasaniler, Moğollar, İlhanlılar ve Sfaviler gibi çok çeşitli kavim ve millet tarafından idare edilmiştir.1514 yılında şehir ve çevresini fetheden Osmanlılar, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1923 yılına kadar bu topraklarda hüküm sürdü. Erzurum’un bilinen ilk adı Doğu Roma (Bizans) İmparatoru II.Theodosios’ a (408-450) izafe edilen Theodosiopolis’ ti. şimdiki Erzurum’ un yerinde kurulmuştu. IV. asır sonuna doğru Roma imparatorluğu sınırları içine alınmış ve 415 tarihinde Theodosios’ un emriyle Şark Orduları Kumandanı Anatolius tarafından kurulmuştur. Urfalı Mateos’ a göre bu şehir Garin mıntıkasında Fırat’ın kaynağına yakın bir yerde bulunuyordu. Belazurî. bölgeye hakim olan Ermenyakos’ un ölümü üzerine yerine geçen Kali adlı eşi tarafından kurulduğu için Araplar buraya Kalikala (Kali’ nin ihsanı) adını vermişlerdir. Belazuri Kalîkala’ yı dördüncü Ermeniyye şehirleri arasında sayar ve Ermeniyye şehirlerinden biri olarak kabul eder. X. asır İslam coğrafyacıları Kalikala şehri hakkında bize malumat vererek, doğuda ev eşyasının en önemlisi sayılan Kali yani halının burada yapıldığını ve adını bu şehirden almış olduğunu kaydetmektedirler. Bugünkü Erzurum adı ise, Erzen’ in Selçuklular tarafından fethedilmesi üzerine ahalisinin Theodosiopolis’ e (Kalikala=Karin) göç etmelerine müteakip bu şehre Erzen ve Türk hâkimiyetinin ilk safhalarında bu adın sonuna, Meyyafarikin (Silvan) ile Siirt arasındaki Erzen’ den ayırmak ve Anadolu’ya ait olduğunu belirtmek üzere Rum kelimesi ilave edilerek, Erzen al-Rum denilmesinden kaynaklanmıştır. Selçuklular tarafından Erzurum’da basılmış paraların üzerinde şehrin adı Arzan al-Rum şeklinde yazılmıştır. Erzurum ve çevresi özellikle son Kalkolitik ve Eski Tunç çağından itibaren yoğun iskana ve siyasi olaylara tanık olmuştur. Bunun sebebi en eski çağlardan beri önemli ticari ve askeri yolların kavşak noktasında yer almaşı, zengin akarsu bünyesinde bulundurması ve doğal savunma zeminine sahip olmasıdır. Çevredeki sert iklim şartlarına rağmen dağ ve akarsu boylarındaki verimli ovalar tarıma ve bilhassa hayvancılığa uygun bir ortam oluşturmuştur. Karaz, Pulur ve Güzelova kazılarının tanıklığında, yaklaşık altı bin yıldan beri çevredeki yaşama biçiminin devam ettiği bilinmektedir. Bölgede M.Ö. IV. binden itibaren çok kuvvetli bir kültür birliğinin olduğu da ortaya çıkmıştır.

Kurtuluş dönemi

İstanbul Hükümeti, İtilaf Devletleri’nin baskıları sonucu, Anadolu’da asayişi sağlamak amacıyla ordu müfettişlikleri teşkil etti. Bu tasarı gereğince Doğu Anadolu’ da ki 9. Ordu Müfettişliğine Mustafa Kemal Paşa tayin edildi. Mustafa Kemal Paşa 3 Temmuz 1919’da Erzurum’a geldi, ilk karşılama merasimi Erzurum’un batısında on yedi kilometre uzaklıktaki Ilıca’ da yapıldı. Mustafa Kemal Paşa Erzurum’a gelişinin ertesi günü 4 Temmuz’da Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni ziyaret etti. Mustafa Kemal Paşa, 5 Temmuz 1919’da yakın arkadaşları ile bir toplantı yaptı. Toplantıya Karabekir Paşa, Rauf Bey, Eski Vali Münir, Süreyya, Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanı Kazım, Kurmay Binbaşı Hüsrev, Binbaşı Refik, M.Müfit Beyler katılmışlardı. Toplantıda bulunanlar, Mustafa Kemal Paşa’ ya sonuna kadar yardım edeceklerine, onu lider olarak kabul ettiklerine dair söz verdiler. 1.Dünya Savaşında Erzurum, istilacı Çarlık Rus Ordusunun ilk hedefi üzerindeydi. Osmanlı Ordularının hezimeti üzerine, önlerinde ciddi bir engel görmeyen Rus Ordusu, General Yudeniç’in komutasında Erzurum’a doğru ilerledi. Erzurum 16 Şubat 1916’da Ruslar tarafından işgal edildi. 1917 yılında Rusya’da Çarlık rejimi yıkılmış, Bolşevikler ülkede duruma el koymuşlardır. Rusya’da bu yönetim değişikliği üzerine Ruslar, işgal ettikleri Doğu Anadolu Bölgesi’ni boşaltarak ülkelerine dönmeye başlamışlardır. 12 Mart 1918 günü Türkün kalbi olan Erzurum’un esaretten hürriyete, ölümden hayata kavuştuğu bir gündür. 12 Mart 1918 de Türk Hükümeti, doğudaki güzel toprakları, düşmana göğüs geren Erzurum’u karanlık bir günden kurtardığının yıl dönümüdür.

Erzurum Kongresi

Erzurum Kongresi, I. Dünya Savaşı sonrasında acımasız maddeleri ile tanınan Mondros Mütarekesi’nin (30 Ekim 1918) uygulanmaya başlandığı tarihlere rastlamaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun imzalamak zorunda kaldığı mütarekenin 24. Maddesi: ‘Vilâyat-ı Sitte’de karışıklık çıktığı takdirde, bu vilâyetlerin herhangi bir kısmının işgal hakkını İtilâf Devletleri muhafaza ederler’ şeklinde düzenlenmişti. Söz konusu vilâyetler: Erzurum, Van, Bitlis, Elazığ, Diyarbakır ve Sivas vilâyetleridir. Daha sonra Erzurum, Milli Mücadele’nin temellerinin atıldığı önemli merkezlerden biri haline gelmiştir. Bu süreç içerisinde toplanan Erzurum Kongresi, savaşlar, antlaşmalar ve mücadelelerle uzayıp gelen tarih zincirinin önemli bir halkasını oluşturmuştur. Kongre, Erzurum Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye ile Trabzon Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyetlerinin ortak girişimleriyle 23 Temmuz – 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Nutuk’ta belirtildiği gibi çalışmalarını 14 günde tamamlamıştır. Mustafa Kemal ve Rauf Beyler’in Kongreye Erzurum (merkez) delegeleri olarak katılabilmeleri için Emekli Binbaşı Kazım Yurdalan ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kurucularından Cevat Dursunoğlu, delegelik haklarından vazgeçmişlerdir. Kongrenin ilk günü yapılan oylama ile Mustafa Kemal Paşa, kongre başkanı seçilmiştir. Mustafa Kemal yaptığı açılış konuşmasında, Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu durumu, dünyanın çeşitli yerlerinde milli bağımsızlık uğruna yapılan mücadeleleri anlatarak bağımsız, milli bir iradenin Anadolu’dan çıkacağını ve bunun millete dayanması gerektiğini belirtmiştir. Yoğun çalışmalardan sonra 7 Ağustos’a kadar süren kongre, aynı gün Heyet-i Temsiliye seçimlerini yapmış, 9 kişilik heyetin başına Mustafa Kemal getirilmiştir. Böylece milli mücadelenin ilk siyasi kuruluşu da oluşturulmuştur. Erzurum Kongresi’nin amacı, sadece doğu bölgesinin bütünlüğü değil, 30 Ekim 1918’deki sınırıyla ‘vatanın bütünlüğü’dür. Bağımsızlık ise, yine bütün Türk milletinindi. Bu gayenin ilk adımı Erzurum Kongresi’nde atıldı. Kongrenin kabul ettiği kararları, belirlediği hedefleri, çizdiği stratejiyi iyi tahlil etmek gerekir. Kongrenin benimsediği hedefler, Türk Milli mücadelesinin de gerçekleştirmeye çalıştığı milli hedeflerdir. Milli Mücadele hareketinin siyasal temeli olan hukuk-ı milliye ilk olarak bu kongrede dile getirilmiştir. Kongrenin kabul ettiği kararlar ise milli bağımsızlık savaşımızın programı olarak ele alınmış, belirlediği hedefler gerçekleştirilmiştir. 28 Ocak 1920’de Son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde Misâk-ı Milli adıyla kabul edilip, 17 Şubat 1920’de bütün dünyaya ilân edilen programın esasları Erzurum’da, bu kongrede belirlenmiştir. Kongre, temsil ettiği fikir ve prensiplerle, sağladığı yetkiler bakımından Milli Mücadele hareketinin tarihi bir hareket ve çıkış noktasıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün ifadesiyle; “Tarih şüphesiz bu kongreyi ender ve büyük bir eser sayarak bağrına basacaktır.”

Kısa Kısa Erzurum

Türkiye’nin en şiddetli iklimi bu bölgede hüküm sürer. Baharları yağışlı, yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve karlıdır. Arazinin yüzde 20’si tarıma elverişlidir. Erzurum tarımında hayvancılık tarla ürünlerinden önce gelir. İklim çok sert olduğu için yetişen ürünler sayılıdır. Buğday, arpa, çavdar, fiğ (hayvan yemi), mercimek, pancar, ayçiçeği, korunga yetişir. Hayvancılık Erzurum ekonomisinin bel kemiğidir. Erzurum’un jeolojik yapısından dolayı bölgede birçok kaplıca mevcuttur. Bu kaplıcalardan en önemlileri Ilıca (15 km) Hasankale (38 km) ve Soğuk çermik (60 km) kaplıcalarıdır. Bu kaplıcalar romatizma, siyatik ve çeşitli kadın hastalıkları tedavisi için tavsiye edilmektedir. Nüfusu 762 bin civarındadır.

Erzurum’da yapılabilecek aktiviteler

Doğunun bütün doğal güzelliklerine kucak açan Erzurum, misafirlerinin keyifli vakit geçirebilmesi için birçok imkan sunuyor.

Palandöken Kayak Merkezi

Erzurum denince ilk akla gelen şüphesiz kış turizmidir. Kış turizmi açısından hem şehrin hem de ülkemizin en önemli noktalarından olan Palandöken Kayak Merkezi şehrin simgelerinden. 3.125 metre yüksekliğe sahip Palandöken Dağı’nın eteklerinde bulunan bu kayak merkezini her yıl binlerce yerli ve yabancı turist ziyaret ediyor. Erzurum’a kış mevsiminde gidiliyorsa hiç şüphesi kış sporları yapmak için en doğru adres Palandöken olacaktır.

Tebrizkapı Çarşısı

Anadolu’nun nadide şehirlerinden olan Erzurum’un Selçuklular döneminde dünyaya açılan kapısı: Tebriz Kapı. İran’la ilişkilerin kurulmasında ve İpekyolu aracılığıyla ticaretin artırılmasında önemli rol oynayan bu çarşı, iki devlet ve bir beyliğe şahitlik yapmış. Tarihe ışık tutmak ve o günleri yaşatmak için hizmetlerine devam ediyor. Ana mimarisinin bozulmayıp, küçük değişikliklerle güncel görüntüsüne kavuşan Tebriz kapı; seramik, bakır işlemeleri, halı, kilim ve çeyiz gibi el işi ürünlerin tanıtımını sağlayıp kafeteryalarıyla ziyaretçilerini ağırlıyor.

Ilıca Termal Tesisleri

Erzurum, termal su kaynakları bakımından oldukça zengindir. Bu konuda nam salanlar ise batıda ılıca, doğudaki ise Hasankale kaplıcasıdır.

İspir raftIng

Erzurum’da rafting yapabileceğiniz en uygun yer Erzurum’un İspir ilçesidir. İlçeden geçen Çoruh Nehri’nde yapılan raftingler oldukça heyecanlı geçmektedir. Çoruh Nehri, Erzurum’a turizm açısından önemli bir katkıda bulunur.

CurlIng Arena

Curling, 42 x 43 metrelik bir buz pistinde, takım halinde yapılan bir olimpiyat oyunudur. Curling Arena, Dünya Üniversiteler Kış Oyunları için 2010 yılında inşa edilmiştir. 5 curling yarışma alanına ve bin kişilik oturma kapasitesine sahiptir. Bu spor alanında hakem, jüri, başhakem, teknik delege için birer oda, sporcular için 4 salon bulunmaktadır.

Tortum Şelalesi

Erzurum’un doğal güzelliklerinden birisi olan bu şelaleyi görmek de Erzurum’a yolu düşen herkese tavsiyemizdir. Erzurum’un yanı sıra Türkiye’nin de önemli şelalelerinden olan Torum Şelalesi, doğanın tam ortasında, Tortum Çayı üzerindedir. Yüksekliği 50 metre olan şelalenin genişliği ise 20 metredir.

Rüstempaşa Bedesteni Taşhan

Erzurum’un tarihine eşlik eden bu mimari eser, halk tarafından Taşhan olarak da adlandırılır. Bedesten 1561 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamı ve aynı zamanda damadı olan Rüstem Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. Günümüzde dükkanların sıralandığı bir çarşı olan bedestende genellikle oltu taşı imalatı yapan kuyumcular bulunur. İki katlı olan Rüstempaşa Bedesteni hem halkın hem de turistlerin gün içerisinde ziyaretleriyle kalabalıklaşır ve Erzurum gezi listelerinde ön sıralarda yer alır.

Erzurum’un tarihi yapıları

Erzurum Evleri

Erzurum evlerinin mimarisi, iklime bağlı, geleneksel yapı tiplerinden oluşur. Erzurum evlerinin büyük çoğunluğu savaşlar, yangınlar ve yeni inşaatlar nedeniyle yok olmuştur. Günümüzde tarihi erzurum evleri restore edilerek turizme kazandırıldı. Geleneksel Erzurum evlerinin daha çok İç Kale’nin kuzey ve doğusundaki mahallelerde yaygın şekilde inşa edildiği ve çoğunun yaşının 100-130 yıl dolaylarında bulunduğu dikkate alınırsa, bunların çoğunlukla 1859 depreminden sonraki yıllarda yaptırılmış oldukları anlaşılmaktadır.

Erzurum Kalesi

Bizanslılar tarafından yapıldığı tahmin edilen Erzurum Kalesi, şehrin gezilecek yerlerinin başında gelmektedir. Erzurum’un tarihi zenginlikleri arasında kendini gösteren kale, bulunduğu tepede hem iç hem de dış kaleden meydana gelir. Günümüze kadar dış kale surlarının çoğu yıkılmış olup, dört yöndeki kapılarının sadece isimleri kalmıştır. Tebriz Kapısı, Erzincan Kapısı, Gürcü Kapısı ve İstanbul Kapı…

Aziziye Tabyası

Erzurum’un 10 km kuzeydoğusunda Top Dağı’nda bulunan Aziziye Anıtı, Aziziye Tabyası’nın önünde 1952 yılında 3. Ordu Komutanı Orgeneral Nurettin Baransel tarafından yaptırılmıştır. Bu anıt 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’nın anısına dikilmiştir. Anıt kesme taştan yapılmış, üzerindeki bronz plakada: “Bu gelinlik genç kızlar, ihtiyar erkekler ve nineler, kendi namusları ve Türk milletinin şan-ü şerefi için can verdiler, dövüştüler ve öldüler. Şimdi Türk milletinin kalbinde yaşıyorlar. 1877-1952” yazılıdır.

Bakırcı Camii

Erzurum Bakırcı Mahallesi’nde bulunan Bakırcı Camisini Bakırcı Hacı Mustafa’nın ölümünden sonra vasiyeti üzerine 1720-1721 yıllarında Mustafa Ağa yaptırmıştır. Cami 1902 yılında Osman Efendi tarafından onarılmıştır. Geleneksel Erzurum camilerinde uygulanan plan tipinde olan bu yapı kesme taştan yapılmıştır. Kare planlı ve kubbeli caminin önünde dört taş sütunun taşıdığı üç kubbeli bir son cemaat yeri vardır. Giriş kapısı üzerinde 1720 tarihli kitabesi bulunmaktadır. Bu minare üzerinde günümüzde de Erzurum’un işgalinden kalma kurşun izlerine rastlanmaktadır.

Ulu Camii

Erzurum Ulu Camii, şehrin en büyük ibadet mekanı özelliğini taşımaktadır. Günümüzde ibadete açık olan Erzurum Ulu Camii, Atabey Camii olarak da adlandırılmakta. Cami, 1179 yılında Saltuklu Melik Nasirüddün Muhammed Bey’in döneminde inşa edilmiştir. İsmini ise Irak Selçukluları Sultanı Atabeg Kızıl Arslan’dan almıştır. Selçuklu mimarisinin en güzel örneklerinden biridir ve 6000 kişilik bir cemaat kapasitesine sahiptir.

Çifte Minareli Medrese

Erzurum’un sembolü olan Çifte Minareli Medrese’nin kitabesi olmadığından yapılış tarihi tam bilinmese de 13. yüzyılın sonlarında yapıldığı tahmin edilmektedir. Selçuklu Sultanı Alaattin Keykubat’ın kızı Hundi Hatun veya İlhanlı hanedanlarından Padişah Hatun tarafından yaptırılmış olabileceği düşüncesi ile adına Hatuniye Medresesi de denilmektedir.

Üç Kümbetler

Anadolu Selçuklu mezar yapılarının en özel örneklerindendir. Erzurum’un tarihi yapıları arasındaki Üç Kümbetler, Çifte Minareli Medrese’nin güneyinde bulunur. Kümbetlerin en büyüğünün Emir Saltuk’a ait olduğu ve XII. yüzyıl veya XIV. yüzyıl başlarında yapıldığı tahmin edilmektedir. Diğer kümbetlerin kim tarafından ve ne zaman yaptırıldıklarına dair bilgi olmamakla birlikte, 14. yüzyılda yapıldıkları tahmin edilmektedir. Üç Kümbetler, şehrin önemli tarihi yapılarından biri olup, yerli ve yabancı turistler tarafından sürekli olarak ziyaret edilmektedir.

Çobandede köprüsü

Erzurum’un tarihi yapılarından biri olan Çobandede Köprüsü, 1297-1298 yılları arasında Veziri Salduzlu Emir Çoban Noyin tarafından inşa edilmiş. Selçuklu ve İlhanlı üslubunun yansıtıldığı köprü Aras Nehri üzerinde bulunmaktadır. Gündüz saatlerinde sıradan bir köprü gibi görünse de sabah güneşin ilk ışıklarıyla gizemli bir görüntüye sahip olur. Çobandede Köprüsü, kırmızı, siyah ve gri kesme taştan yapılmış olup; dönem dönem onarımlardan geçmiştir. Köprü günümüzde kullanılmamaktadır. 7 kemer gözlü olarak inşa edilmiş olsa da, bugün sadece 6 gözü bulunmaktadır. Erzurum-Horasan yolu üzerinden 58 kilometre sonra karşınıza çıkacak olan Çobandede Köprüsü, şehrin tarihi gezi alanlarından biridir.

 

 

 

 

 

Yorum yap

Takip Edin!