Emlak&Konut

MEDENİYETLERİN KESİŞTİĞİ BİR DÜNYA ŞEHRİ

İstanbul, tarihte olduğu gibi bugün de bir güç merkezidir.

Türkiye’nin son on beş yılda gerek ekonomik gerekse istikrarlı büyüme anlamında sağladığı başarılar göz kamaştırmaktadır. Dünya Bankası 2015 Global Kamu Özel Sektör İşbirliği Raporu’na göre Türkiye, toplam 44,7 milyar dolarlık 7 projeyle dünya genelindeki kamu-özel sektör iş birliği yatırımlarının yüzde 40’ını tek başına gerçekleştirerek, küresel mega projeler sıralamasında lider olmuştur. Mega projelerin ağırlıklı olarak hayata geçirildiği merkez bir dünya şehri olan İstanbul’dur. İstanbul, tarihte olduğu gibi bugün de bir güç merkezidir. Yarattığı iş hacmiyle Türkiye’nin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın (GSYH) yaklaşık beşte birini tek başına oluşturan bu kent aynı zamanda dış ticaretin yarısını gerçekleştirmektedir. Ülke ekonomisinde kilit bir nokta olan İstanbul, sunduğu istihdam olanaklarıyla hem yurt içi hem de yurt dışından göç almaktadır. İstanbul, Türk gayrimenkul piyasasının en önemli pazarıdır. Gerek yerli gerekse yabancı yatırımcılar açısından oldukça cazip bulunan bir dünya şehridir. 2014 yılından bu yana Türkiye genelinde yapılan satışlar incelendiğinde İstanbul’daki konut satışları toplamın yüzde 19,4 ile yüzde 17,4 arasında değişmektedir. Kabaca Türkiye’de satılan her beş konuttan birisi İstanbul’da alınıp satılmaktadır. Aynı zamanda ticari bir kavşak noktası olması sebebiyle her çeşit gayrimenkul işlemleri içinde ciddi bir potansiyel taşımaktadır. Marmara Bölgesi ve özelinde İstanbul şehri demografik artışını sürdüren bir yapıya sahiptir. Dünyanın en kalabalık kentlerinden biri olan İstanbul, nüfus bakımından yaklaşık olarak Londra’nın 1,7, Berlin’in 4, Paris’in de 6,5 katı etmektedir. Demografik yapısıyla, 145 ülkeyi geride bırakan İstanbul’un nüfusuna 2012-2016 döneminde yaklaşık 1 milyon kişi daha eklenmiştir. Diğer çarpıcı demografik kıyaslama da ülke nüfusları ile İstanbul nüfusunun kıyaslanmasıdır. İstanbul, dünyadaki 216 ülkenin 145’inden daha fazla nüfusa sahiptir. Hükümetimiz, öncelikle sosyo-ekonomik nedenlerle sonrasında da yılların biriken ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla son on beş yılda ülkemizin hemen hemen her yerinde kamu alt yapı yatırımları inşa etmiştir. Bu vesileyle vatandaşlarımızın hayat kalitesinin de yükselmesi hedeflenmiştir. Ülkemizde bu kapsamda yapılan yatırımlarının en önemlileri ise; Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Kuzey Marmara Otoyolu, 3.Havalimanı, Avrasya Tüneli, Kanal İstanbul, İstanbul Finans Merkezi-Ataşehir, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu, 1915 Çanakkale Köprüsü, 3 Katlı Tüp Geçit, Şehir Hastaneleri ve Zigana Geçidi projeleridir. Yukarıda ifade edilen projelerin en önemlilerinden birisi de ‘Kanal İstanbul’ mega projesidir. Bu aynı zamanda ülkemiz için stratejik bir sürecin de yönetimidir. Söz konusu süreç ile;
• Başta deniz taşımacılığı ve ticareti olmak üzere, 3. Havalimanın yarattığı etkiyle de birleştiğinde doğacak sinerji Türkiye ekonomisini üzerinde oldukça büyük bir katma değer yaratacaktır.
• Hem yapım faaliyetleri hem de hayata geçtikten sonra sunacağı iş olanakları ile istihdama olumlu katkı verecektir.
• Diğer önemli bir değer de İstanbul’da yapılan mega projelerle entegre olarak şehir için oldukça işlevsel bir çözüm üretecektir.
• Mega projeler bir bütün olarak düşünüldüğünde ise Türkiye’nin hem ekonomik hem de jeopolitik gücünü artıracaktır.
• Kanal İstanbul projesini de kapsayan 34,7 hektar alan, Afet Riski altındaki alanların dönüştürülmesi kapsamında rezevr yapı bölgesi ilan edilmiştir.
• Üzerinde ekolojik köprüleri barındıran Kanal İstanbul, Kuzey Marmara Otoyolu ve Rezerv Yapı Alanı’na yönelik gerek Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığımız, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız gerekse İstanbul Büyükşehir Belediyemiz nezdinde yürütülmekte olan planlama ve kentsel tasarım çalışmalarında da son aşamaya gelmiştir.

Ölçek bakımından mega projeler hem yatırım hem de ekonomik aktivite anlamında diğer gayrimenkul projeleriyle de etkileşim halinde bulunacaklardır. Söz konusu bölgedeki irili ufaklı projelerin birbirini etkilemesi, yörenin cazibe merkezi olması gayrimenkul değerlerine de olumlu olarak yansıyacaktır. Diğer yandan bölgede faaliyete geçecek olan İkitelli Şehir Hastanesi Projesi, Sağlık Bakanlığı tarafından Kamu Özel İşbirliği modeli ile yapılan Türkiye’nin en büyük 3. sağlık yatırım projesi olup, İstanbul ve çevre illere hizmet verecektir. Proje, Türkiye’nin kuzey batısında İstanbul ilinin Başakşehir ilçesinde, toplam 790.000 metrekare alan üzerine kurulmuş olup, 2 bin 682 yatak kapasitesine sahip olacaktır. Yukarıda ifade edilen projelerle bütünleşik düşülmesi gereken 3. havalimanını, İstanbul’un kuzeyine, şehir merkezine 35 km mesafede Arnavutköy ilçesinde 76 milyon 500 metrekarelik alanda inşa edilmektedir. Dört aşamada tamamlanacak havalimanının ilk aşaması olan 90 milyon yıllık yolcu kapasitesine sahip terminali ve üç pisti 2018 yılında açılacaktır. Yeni havalimanı, tüm aşamaları tamamlandığında yıllık 200 milyon yolcuya çıkarılabilir kapasitesi ile 350’den fazla yere uçuş ve 150’den fazla havayolu şirketine ev sahipliği yapacaktır. İstanbul Yeni Havalimanı projesi tamamlandığında doğrudan 100 bin, yan sektörlerle birlikte 1,5 milyon kişiye yeni istihdam alanı sağlayacak potansiyele sahiptir. Coğrafi olarak dünyanın merkezinde yer alan Türkiye bu yolla küresel bir HUB (geçiş) merkezi olma özelliğine kavuşarak başta turizm olmak üzere, konut, gayrimenkul sektörüne önemli bir katkı sağlayacaktır. Tamamlanmak üzere olan Kuzey Marmara Otoyolu ile bağlantısı ve Marmaray Hattı’nın son durağı olan Küçükçekmece’den Kayabaşı’na ve 3. Havalimanı’na ulaşım imkânı sağlayacak metro ağının da hayata geçmesiyle bölgenin toplu taşıma anlamında da herhangi bir eksiği kalmamış olacaktır. Vatandaşımız şu sıralar bu bölgeleri yoğun anlamda ikamet amaçlı olarak kullanmakta ancak planlı ve altyapı yatırımları ile gelişen bölgede iş merkezlerinin de artış yaşamakta olduğu gözlenmektedir. Türkiye coğrafi konumu itibarıyla dünyanın ortasında yer almaktadır. Aynı zamanda Asya’dan Avrupa’ya uzanan bir koridordur. Geçmişten bu yana da ticari yollar ile pek çok medeniyetin kesiştiği bir kavşak olması sebebiyle jeopolitik bir etkiye sahiptir. Yapılan ve yapılmakta olan büyük altyapı projeleri, enerji aktarım mekanizmaları sadece ülkemiz için değil dünya için değer taşımaktadır. Bu nedenlerden ötürü önümüzdeki on yıllarda İstanbul sadece tarihi ile değil İpek Yolu projesi ile hem Asya’nın hem de Avrupa’nın en önemli ticaret merkezlerinden biri olarak daha da öne çıkacaktır.

Bahadır Dalkılıç

Yorum yap

Takip Edin!